Sessizler (1.Bölüm)

Parçalanmış bir ailenin tek çocuğuydu. Anne ve babasının bitip tükenmek bilmez kavgaları onu içine kapanık ve sessiz bir çocuk haline getirmişti. Okul hayatı boyunca neredeyse hiç arkadaşı olmamış, sürekli akran zorbalığına maruz kalmıştı. Yaşadığı zorluklar hayal dünyasına kaçmasını zorunlu kılmıştı. Zihninde kurduğu dünyada kimsenin bozamayacağı huzuru elde etmeyi öğrenmişti. Ne zaman başına kötü bir şey gelse oraya kaçıyordu. Öğle yemeği için aldığı paraya arkadaşları tarafından el konulduğu günlerden birinde, okul bahçesine çıkıp en sevdiği ağacın altına oturdu. Herkes ya yemekhanede ya da öğle yemeği için evlerindeydi. Yiyecek bir şeyi yoktu ama insanlardan uzak olmak yeterliydi. Alper’in gerçek dünyadan kaçış yollarından bir diğeri çizgi romanlardı. İçlerinde en sevdiği ise Fantom’du. O diğer tüm kahramanların aksine kostüm giymiyordu. Onun doğal hali farklıydı. Sadece insanların içine girmesi gerektiğinde normal kıyafetler giyiyordu. Herkesten uzakta, ormanın ruhu olarak yaşıyordu.

Bir süre sessizliği dinledikten sonra yanında getirdiği çizgi romanı açarak okumaya başladı. Watchmen’deki Komedyen’in hikayesini anlatan tek ciltlik bir kitaptı. Bir süre okuduktan sonra süper kahraman olmanın nasıl bir şey olacağını düşünmeye başladı. Ara ara bu istemsiz fikir üzerinde düşünüp saatler harcadığı olurdu. Zaten daha iyi yapacak neyi vardı ki? Gerçekten oralarda bir yerlerde süper kahramanlar olabilir miydi acaba? Eğer varlarsa onları bulmak için bir şeyler yapabilir miydi? Belki de kendisi süper kahramandı ve şimdiye kadar fark etmemişti. Şöyle diyordu Komedyen, “Her şeyin nasıl bir şaka olduğunu fark ettiğinde komedyen olmak tek mantıklı şeydir”. Her şey koca bir şakadan ibaretti gerçekten ama Komedyen gibi olamayacağını biliyordu. Kitabı kapatıp bakışlarını üstünde uzanan dallara çevirdi.

“Onların var olduğunu biliyorum” diye mırıldandı, “Komedyen değiller belki ama varlar”

Bir ara uykuya daldı. Onu uyandıran şey çalan ders zil oldu. Zorla oturduğu yerden kalkıp sınıfa doğru yöneldi. Sınıfa girdiğinde öğrenciler kendi aralarında konuşup gülüşüyordu. Arka sırada, tek başına oturduğu yere doğru giderken arkadaşlarından birinin taktığı çelmeyle yere düştü. Bütün sınıf ona gülerken hiçbir şey demeden, sakince ayağa kalkıp sırasına yöneldi. Başına gelen şeye o kadar alışmıştı ki tersi olsa şaşırırdı. Gülüşmeler kesilmeden devam ederken çizgi romanı sıranın gözüne koyup defterini çıkardı. Bakışlarını kaldırıp arkadaşlarına baktı. Bazıları bakıp gülüyor, bazıları ise az önce olanları görmemiş gibi birbirlerine anlatıyordu. Her şey ağır çekimde oluyor sanki… Hepsinin tek tek yüzüne bakıyordu. Sesler giderek anlaşılmaz oluyor, hareketler daha da yavaşlıyordu. Bir şeylerin ters gittiğini düşündü ama bunu dillendirmesi daha çok gülünmesinden başka işe yaramayacaktı. Zaman giderek yavaşlıyordu. Sesler kaybolmaya başlarken her şey olduğu yerde durdu. Sessizlik…

Sakince sıranın gözündeki çizgi romanını aldı. Ayağa kalktı ve olduğu yerde donakalmış arkadaşlarının arasından geçip kapıya yöneldi. Şu an burada bulunmak istemiyordu. Kapıdan çıkarken, çantasında bir şeyleri kontrol ederken donakalmış hocasının yanından geçti. Sadece sınıfı değil, okuldaki herkes heykel gibi donmuştu. Ağır adımlarla ana kapıdan gidip bahçeye çıktı. O sırada sesler yeniden gelmeye başladı. Derin bir kuyunun içinden geliyor gibiydi ama geliyordu. Sesler normale dönerken sokağa çıkmıştı.

Önceki yazı

Sanat Üzerine

Sonraki yazı

Sessizler (2.Bölüm)

Yorum yap

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir