<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerilim &#8211; Cem Kartal</title>
	<atom:link href="https://cemkartal.com/kategori/gerilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cemkartal.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Mar 2025 19:39:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://cemkartal.com/wp-content/uploads/2023/05/cropped-Black-and-White-Minimal-Monogram-Typography-Personal-Logo-1-150x150.png</url>
	<title>Gerilim &#8211; Cem Kartal</title>
	<link>https://cemkartal.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vicdan Azabı</title>
		<link>https://cemkartal.com/vicdan-azabi/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/vicdan-azabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 20:07:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cemkartal.com/?p=1667</guid>

					<description><![CDATA[Burada, bulunduğumuz şehirdeki bir evi ziyaret edeceğiz. Bahçe içinde iki katlı. Çoğu insanın hayal ettiği kadar güzel bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Burada, bulunduğumuz şehirdeki bir evi ziyaret edeceğiz. Bahçe içinde iki katlı. Çoğu insanın hayal ettiği kadar güzel bir ev. Yeni biçilmiş çimenlerle kaplı bahçenin ortasında, bembeyaz. Bahçedeki ağaçlar eski, dalları çimenleri güneşin ışığından korumak için yayılmış. Hayal edebiliyorsunuz değil mi? Yanımda olup görmeniz mümkün değil çünkü. İçeride, mutfaktaki adamı fark etmişsinizdir. Yeni yaptığı bitki çayını içmek için soğumasını beklerken camdan dışarı bakıyor. Yüzünde tatlı bir mutluluk ifadesi. Sokaktan gelip geçen insanlara bakıp tebessüm ediyor. En az onun kadar mutlu olmalarını ister gibi. Çayından bir yudum alıyor ama tadı hoşuna gitmedi. Dolapta görünce denemek istemişti. Belki biraz limon&#8230; evet o tadını güzelleştirebilir. Buzdolabına bakıyor ama limon yok.</p>
<p align="justify">“Yabancı olduğun yerde aradığını bulmak zor” diye mırıldanıyor.</p>
<p align="justify">Bardağı tezgahın üstüne bırakıp ellerini cebine sokuyor. Burada işi bitti nasıl olsa. Dışarıda bir yerde durup kahve içmeli. Bu kadar güzel bir günün ardından hak etti. Hissediyorsunuz değil mi mutluluğunu? Yalan söylemediğinizi umuyorum. Dışarıda güneş öylesine güzel parlıyor ki görmeniz lazım. Mutfaktan dışarı çıkıyor adam. İlk kez bulunuyor bu evin içinde. Defalarca önünden geçti gerçi. Fakat siz o anları görmediniz. Kimse gelip size anlatmaya tenezzül etmedi. Peki neden biliyor musunuz? Neden bu evin önünden defalarca geçti sizce? Aklınıza kötü nedenler geliyor, hissediyorum. Oysa yanılıyorsunuz. Çektiği vicdan azabını dindirmek için. Şaşırdınız değil mi? Kötü şeyler düşündünüz, hadi itiraf edin. Hayal ettiğiniz kadar kötü biri değil o.</p>
<p align="justify">Adamımız daha önce böyle bir şey hissetmedi. Hem de hiç! Hatalar yaptı elbette, neticede o da insan. Fakat ufak tefek şeylerdi hepsi. Sonra bir gece işinden çıkıp evine doğru giderken Gamze’yi gördü. Uzun boylu, beline kadar uzanan kıvırcık saçlı, çekici ve güzel. Uzun zaman olmuştu. Söz vermişti kendine. Soğuk bir kış akşamı kanla boyanmış karlar üzerinde. Kimseyi öldürmeyecekti bir daha. Ama bu&#8230; bu başkaydı. Bu güzelliğe sahip olmalıydı. Nasıl olacağını anlıyorsunuz değil mi? Basit ve gelip geçici cinsellikten bahsetmiyoruz burada. Güzelliğin kendine, sonsuza kadar hatırlayabileceği son anına sahip olma. Öyle de yaptı. Çok güzeldi, her anı ve ayrıntısı ile.</p>
<p align="justify">Haberleri okur. Her sabah, hem de hiç aksatmadan. Gamze’nin anne ve babasının fotoğrafını gördüğü ilk an. Yüzlerindeki mutsuzluk. Hissetmediği tuhaf bir his, vicdan azabı. Onları Gamzesiz bırakmanın sorumluluğunu fark etmek. Öyle yaşayamazdı. Bunu anlamanız lazım. Hiç kimse öylesine derin bir vicdan azabı ile yaşayamaz. Sonrasını tahmin edersiniz. Evlerini buldu. Zaten çok zor şeyler değil bunlar artık. Günler boyu dolaşıp durdu evin etrafında. İkisinin aynı anda evde olduğu zamanı denk getirebilmek için. Dün gece, istediği anın geldiğini fark etti. Arka kapıdan girdi eve. Önce Gamze’nin annesini, ardından babasını öldürdü. Başka ne yapabilirdi ki? Ölene kadar o acıyla yaşamalarına izin vermek vicdansızlık olacaktı.</p>
<p align="justify">Evden çıkıp arabasına doğru yürürken “Kahvenin yanında bir dilim de pasta” dedi.</p>
<p align="justify">Kendi kendine gülümsedi. Fikri hoşuna gitti. Eskisi gibi rahat ve huzurlu hissetmek. Koşuya çıkmış bir kadın yanından geçerken ona çarptı.</p>
<p align="justify">Kadın, “Özür dilerim” dedi duraksayıp. Yüzünde mahcup bir ifade.</p>
<p align="justify">“Rica ederim, olur mu öyle şey. Asıl ben özür dilerim, sizi fark etmeden aceleyle çıktım”</p>
<p align="justify">“Tekrar kusura bakmayın” deyip devam ediyor kadın. Koşusunun bitmesine var ve yapması gerekeni yaptı.</p>
<p align="justify">“İyi insanlar hala var” gerçekten diyor adam arabasına binerken. Onlardan biri olduğunu bilmek çok güzel. Bu güzel günün tadını çıkarmalı o halde. Gece, huzurlu bir uykudan evvel&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/vicdan-azabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemek Daveti</title>
		<link>https://cemkartal.com/yemek-daveti/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/yemek-daveti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 18:39:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/?p=1647</guid>

					<description><![CDATA[Kocasını öldürmüşlerdi. İş yerinden çıkarken. Dört kurşunla vurulmuştu. Biri kafasına, üçü göğsüne isabet etmişti. Haber geldiğinde evde oturmuş&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kocasını öldürmüşlerdi. İş yerinden çıkarken. Dört kurşunla vurulmuştu. Biri kafasına, üçü göğsüne isabet etmişti. Haber geldiğinde evde oturmuş televizyon izliyordu. Önce duyduklarını anlayamamıştı. Öylesine tuhaftı ki söylenenler, anlamak kolay olmamıştı. Hiçbir şeyden bahsetmemişti eşi. Yeni açacağı iş yeri yüzünden tehdit edildiğinden, inatlaştığından, rica için gelen adamları dükkanından kovduğundan. Keşke bahsetseydi. Çok düşünmüştü bunu. Eğer haberi olsaydı ne pahasına olursa olsun onu vazgeçirmeyi başarırdı. Kocasının açmayı düşündüğü iş yeri için başka planları vardı mafyanın. Sokak kabadayıları ile karıştırılacak insanlar değildi haber yollayanlar. Gerçekten tehlikeli adamlardı. Bir şeyler biliyor olsaydı&#8230; ama olmamıştı işte. Haberi aldığının ikinci gününde kocasının cenazesini kaldırmıştı. Hiçbir akrabası yoktu Savaş’ın. Yetiştirme yurdunda büyümüştü. Arkadaşları gelmişti ama. Çok severlerdi onu. İyi bir adamdı, çok insana faydası olmuştu. Hatta cenaze sırasında o güne kadar hiç görmediği, duymadığı insanları gördü, Savaş’ın yaptığı iyilikleri dinledi.</p>
<p>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gün ağlamadı. Daha doğrusu hiç ağlamadı. Sadece sustu. İçindeki öfkeyi tarif etmeye imkan yoktu. Anlatabileceği kimse de yoktu. Hayatının aşkıydı Savaş. Tüm varlığı, kalbi ve benliği ile sevmişti onu. Haftalarca sürdü sessizliği. Akrabaları, arkadaşları defalarca ziyaretine gelip konuşmaya çalıştı. Bazıları doktora götürmek için uğraştı ama nafile. Belki bir iki kelime; iyiyim, bir şeyim yok. Verilmesi gereken cevaplar. Yalnız kaldığı geceler karanlıkta oturdu. Öyle olurdu ki on gün uyumazdı. Onu tanıyan herkes çok korktu kendine bir şey yapacağından. Israrla yanında kalmak için çabaladılar. Tek kalmamalıydı. Zor bir süreçten geçiyordu. Acısını anlıyorlardı. Birileri ile konuşursa daha iyi hissederdi. Tekrar, tekrar ve tekrar aynı cümleler. Savaş’ı toprağa verişinin kırkıncı gününde sabah kalkıp kuaföre gitti. Ardından alışverişe. Güzel bir kadındı. Daha doğrusu çok güzel bir kadındı. Her zaman ilgi odağı olmuştu. Bundan keyif aldığı söylenemezdi ama durum buydu. Çevresindekiler anlam veremedi. Ne yaptığını anlayamamışlardı. Üzüntüden olduğunu düşündüler. O günden sonra her gece dışarı çıktı. Geç saatlere kadar. Eğlence yerlerinde geçirdi vaktini. Günler geçtikçe etrafındaki ilgi çemberi arttı, tersine arkadaş çevresi azaldı. Akrabaları birer ikişer aramayı bıraktı. Delirdiğini düşündüler veya sapıttığını. Arada tavsiye vermeye çalışanlar oldu kuşkusuz. Hiçbirini dinlemedi. Yaptığı şeye devam etti.</p>
<p>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aylarca sabahlara kadar içip eğlendi. Gittiği üç yer vardı genelde. Aşina olmuştu oradaki insanlara ve tabi onlar da Aylin’e. Yine çok içtiği gecelerin birinde Alper’le tanıştı. Çok parası olan, kültürsüz, kaba ve tehlikeli bir adamdı. Sürekli silah olurdu yanında. Beraber olmaya başladılar. İşte o noktada çevresinde kim varsa onu terk etti. Tek kalmıştı Aylin. Umursamadı, zaten geldiği aşamada önemi de yoktu böyle şeylerin. Alper’le tanışmasının ikinci ayında yanına taşındı. Tek meziyeti pahalı hediyeler almaktı denebilir Alper için. Özellikle Aylin’i dövdüğü gecelerin ertesi gününde. Neredeyse birkaç haftada bir tekrar ediyordu şiddet seansları ama Aylin yine önemsemedi. Her gün süslenmeye, bir önceki günden daha güzel olmaya ve Alper’in ilgisini çekmek için elinden geleni yapmaya devam etti.</p>
<p>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok misafirleri olurdu. Başlarda değil. Neredeyse kimseyi görmemişti Alper’in yanına taşındığında. Sonraları, yavaş yavaş başlamıştı gelip gitmeler. Alper gibi tehlikeli ve pislik tipler. Hatta hayal etmekte zorlanacağınız kadar pislik tipler. Bakışları bile mide bulandırıcı olan insanlar. Gülümseyerek karşıladı her seferinde gelenleri. Artık evin kadını oydu ne de olsa. Soğuk bir kış günü, dışarıda lapa lapa kar yağarken heyecanla eve gelmişti Alper. “Yarın” demişti, “Her zamankinden güzel yemekler yapman lazım. Abi ve karısı buraya gelecekler. Her şey kusursuz olmalı, tek bir hata yaparsan kafanı patlatırım”. Alper’in yanağına bir öpücük kondurup, “Tahmininden daha güzel olacak” demişti. “Hiç merak etme kocacım”. Öyle demesinden hoşlanıyordu. Aylin de öyle hitap ediyordu. Ertesi gün gelmişlerdi hakikaten. Alper büyük bir saygıyla karşılamıştı Abisini ve elinden öpmüştü. Zayıf, uzun boylu, neredeyse hiç konuşmayan, ölü balık gibi bakan bir adamdı. Daha farklı hayal etmişti Aylin. Karısı da tam tersi, gereğinden fazla konuşkan. Kısa bir süre karşılıklı oturup yemeğe geçmişlerdi.</p>
<p>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alper’i mutfağa çağırmıştı yemek arası. Neden olduğunu söylemeden. Sinirlenmişti Alper. “Kimse beni ayağına çağıramaz” demişti bir kez ve eklemişti, “Abi hariç”. Mutfağa girince dişlerini sıkıp Aylin’in üzerine yürümüştü ama bir şey yapamazdı. Dışarıda Abi vardı. “Ne var lan orospu?!” demişti sıktığı dişleri arasından. Aylin’in elinde parıldayan usturayı görmeden. Aylin sakince boğazını boydan boya kestiğinde elini oraya götürdü. Muhtemelen başka bir şey olduğunu düşünmüştü. Her ne ise o artık. Eline ve aşağı doğru akan kanlara baktıktan sonra şaşkınlık içinde Aylin’e döndü. Hiçbir şey demedi Aylin. Bir iki adım geriye gitti ve Alper’in yere düşmesini bekledi. Kan üstüne sıçramıştı. “Tuhaf” diye geçirdi içinden, “Elbise leke olacak şimdi”. Alper yerde debelenirken usturayı masanın üzerinde bırakıp çekmeceden silahı aldı. Ayakkabılarını çıkardı ve ağır adımlarla salona doğru yürüdü. İçeriden kadının konuşma sesleri geliyordu. Yeni aldığı evle alakalı bir şeyler. Ne olduğuna dikkat etmedi. Salona girip onlara doğru ilerledi. Abi boş gözlerle ona bakarken üstündeki kan lekesini fark etti. Muhtemelen daha önce çok tuzak atlatmıştı. Hızla elini beline götürdü ama geç kalmıştı. Aylin bir yandan ona doğru ilerleyip bir yandan seri şekilde ateş etmeye başladı. Mermiler Abinin vücuduna girerken karısının çığlıkları salonu doldurdu. Abi yüzükoyun masaya devrildiğinde Aylin masanın diğer tarafına ulaşmıştı. Tabancayı masanın üstüne koyup tavuğu kesmek için getirdiği büyük bıçağı aldı ve ağır ağır soluk alıp hayatta kalmaya çalışan Abinin kafasını gövdesinden ayırdı. Gördüğü sahne eşi için fazla ağır geldiğinden bayılmıştı. Aylin kestiği kafayı masanın üstüne koyup karşısındaki sandalyeye oturdu. “Buralarda bir yerlerde sigara olmalıydı” dedi kendi kendine. “Ah işte buradaymış” deyip sigaraya uzandı ve yakıp sessizliği dinledi. Muhtemelen çok uzun sürmeyecekti. Birileri silah sesleri için polisleri aramış olmalıydı. Aldırmadan keyifle sigarasını içip önündeki kesik kafaya baktı. Son nefesi çektikten sonra sigarayı Abinin kafasının üstünde söndürüp telefona uzandı. Polisi aradı. Telefon birkaç kez çaldı. Açan polis bir şeyler söylemek istedi ama Aylin sözünü kesti.</p>
<p>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Eşimi öldüren adamı ve yardımcısını öldürdüm. Gelip leşlerini alın” dedi tane tane ve şaşkınlıkla durumu anlamaya çalışan polise adresi yazdırdı. Ardından telefonu kapatıp bir sigara daha yaktı. Duş alması lazımdı ama pekala karakolda ya da hapiste alabilirdi. Artık her nereye gidecekse&#8230; bir önemi yoktu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/yemek-daveti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzuru Bulmak</title>
		<link>https://cemkartal.com/huzuru-bulmak/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/huzuru-bulmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 18:38:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/?p=1644</guid>

					<description><![CDATA[Kaç yıl oldu? Çok uzun zamandır buradayım. Düşünmem lazım. Kendine yalan söyleme, pekâlâ biliyorsun ne kadar olduğunu? Yirmi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaç yıl oldu? Çok uzun zamandır buradayım. Düşünmem lazım. <em>Kendine yalan söyleme, pekâlâ biliyorsun ne kadar olduğunu? </em>Yirmi iki yıl olacak haftaya. Çarşamba ikide. Bunu söyleyip moralimi bozmana gerek yoktu. Biliyor olmam, düşünmemi engellemez. <em>Hep böylesin, saçma sapan şeylerle uğraşıyorsun. Geçmişten bugüne asla değişmedi.</em> <em>Düşünmen gereken başka şeyler var. E</em>vet düşünmem gereken başka şeyler var. O herif buraya geleli iki hafta oldu. İki hafta az bir zaman değil. Yalnız cezası kısa. Altı ay yatarı var. Hayatımı kaydıran adam için altı ay. Hakimler neye göre ceza veriyor? <em>Onların bir şeye göre ceza verdiği yok. Bırak şimdi, yine saçma sapan şeyler düşünüyorsun. Dedim sana hep böylesin. Alman gereken bir intikam var. </em>Almam gereken bir intikam olduğunu biliyorum aptal herif. Haberim yokmuş gibi mi duruyorum? Sürekli konuşup dikkatimi dağıtıyorsun. Nasıl yapacağımı bile planladım. <em>Planının farkındayım. Fakat fakat&#8230; Ahmet. Ahmet’i sevdiğini düşünüyordum. </em>Ahmet’i seviyorum zaten. Bunun konuyla ne alâkası var şimdi?! <em>İyi de&#8230;?!?! </em>İyi de ne? İyi de ne, geri zekalı mendebur. İyi de ne? Başka bir yolu mu var? Birileri gelip elime silah mı tutuşturacak? Dur dur&#8230; ya da beş dakikalık havalandırmada gırtlağına sarılır boğarım ibneyi. Güvenlik görevlileri falan da bakarlar öyle. Sonra ben de teşekkür ederim hepsine. <em>Ahmet?!? </em>Ahmet’e olan sevgim alacağım intikamdan büyük değil. Hepi topu on yıllık hücre arkadaşım. Ondan önce neredeydi, bilmiyorum? Fakat o aşağılık herifi biliyorum. Elimden her şeyi alan pisliği. O, Ahmet’ten eski işte. <em>Yani yapacaksın? </em>Evet uyumasını bekliyorum. <em>İyi de bu vahşet&#8230;!!! </em>Sanki daha önce hiç kimseyi öldürmedin. O sokakta vurduğum çocuk kaç yaşındaydı? Hani şu siyah montlu olan. <em>Bilmiyorum&#8230; emin değilim. </em>Ha siktir oradan&#8230; bal gibi biliyorsun. En çok on dokuz yaşındaydı. Ne için öldürdüm hem de, sadece bana laf attığı için. Sarhoştum gerçi. Ayık olsam yapmazdım. Neyse&#8230; bunlar boş. Ahmet’in kemiklerinden silah yapmaktan başka seçeneğim yok. En çok birkaç saniyelik fırsatım olacak. O yavşak buradan sağ çıkmayacak. Onu buradan sağ çıkarmam! Gerekirse buradaki herkesi ve kendimi dahi öldürürüm. Uyudu mu o? <em>Bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. </em>Uyumasa horlamazdı, az önce boş işlerle uğraşıyordun diyordun. Sen sanki çok dolu şeylerle uğraşıyorsun. Aptal aptal beni eleştir ancak sen. <em>İyi de kemiklere nasıl ulaşacaksın?</em> Rica edeceğim, kendisi verecek. Sence nasıl ulaşacağım, dişlerimle. Kolundaki uzun kemik işimi görür. Sabaha kadar vaktim var. Kolu sıkı sıkı sarmamız lazım. Bak onu unutturma bana. Yoksa çok fazla kan akar. <em>Böyle bir şeyi hatırlatmak istemiyorum. Delirmişsin sen. Bunları dinlemek bile midemi bulandırdı. Dayanabileceğimi sanmıyorum. </em>Öyle bir dayanacaksın ki aklın almayacak. Hele yarın sabah. O yavşağın karnından ciğerlerine kadar soktuğum zaman o kemiği zevkten dört köşe olacaksın. <em>Doğruyu söylemek gerekirse şu an kurduğum hâyâl hoşuma gitti. </em>Söyledim sana. Sonra huzura ereceğiz. Emin ol Ahmet de huzura erecek. Daha önünde on beş yılı var. Geleni gideni yok, biliyorsun. <em>Bence uyudu ve yeterince bekledik. Yastıkla boğ önce. Sonra çarşaftan ip gibi bir şey yapar kolu sararız. Daha işimiz uzun. Beklemenin manası yok. O piçin ölmesi gerekli. </em>O zaman vakit geldi demektir. Ahmet için Allah rahmet etsin diyelim. O yavşak sabaha kadar yaşasın bakalım. Ölürken son gördüğü şey yüzüm olacak. Düşünürken bile mutlu oluyorum. Hadi işimiz uzun&#8230; <em>Öldür şu herifi de işimize bakalım.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/huzuru-bulmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kale</title>
		<link>https://cemkartal.com/kale/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/kale/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 21:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cem.y2n.me/kale/</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Koca kanatları ile bir kartal asılı gibi gökyüzünde durmakta. Maviliği bozan tek şey. Epeydir onu izliyor. Daireler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Koca kanatları ile bir kartal asılı gibi gökyüzünde durmakta.<br />
Maviliği bozan tek şey. Epeydir onu izliyor. Daireler çiziyor,<br />
kanatlarını hiç çırpmadan. Kış yeni bitti. Doğa uyanmakta.<br />
Yeni yeni gelmeye başlayan kuş sürülerini görüyor birkaç<br />
gündür. Kimsenin gelip, kimsenin gitmediği, kimsenin nerede<br />
olduğunu bilmediği kalede. Eskiden birileri vardı burada. Öyle<br />
hatırlıyor. Kim olduklarından emin değil. Burada yaşıyorlardı<br />
ama orası kesin. Birer birer bırakıp gittiler kaleyi. En son<br />
gidenleri hatırlıyor. Eski püskü arabayı çeken tek at. Zar zor<br />
ayakta duruyor hayvan. Yoksa? Hayır son gidenler değildi. Başka<br />
bir zamanın yolcularıydı onlar. Bazı şeyleri doğru düzgün<br />
hatırlayamayacak kadar çok vakit geçti. Kimdi son gidenler?<br />
Önemsiz, zaten gittiler. Kartal ufacık bir nokta artık. Nasıl<br />
olup da o kadar yükselmeyi başarıyorlar anlamak imkansız. Onun<br />
gibi uçmayı hayal ediyor. Buradan gitmeyi. Gitmek? Nereye? Burada<br />
yapması gereken vazifesi var. Öyle olmalı. Hayal meyal komutanın<br />
söylediklerini hatırlıyor. Yapması gerekenleri sıralıyor tane<br />
tane. O yüzden geldi buraya. İnsanlar, askerler ve hayat vardı<br />
geldiğinde. Gittiler. İyi de neden? Daha sonra düşünmeli. Atması<br />
gereken bir devriye var. Surları gezmeli baştan başa. Dün<br />
düşünecekti aslında. Dün olmalı. Neyse onu da sonra düşünür.<br />
Şimdi vakti değil.
</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Zamanın kıyısında<br />
duruyor. Burası hiçlikle aradaki son nokta. Arkasında duran<br />
dağların eteğinde kale. Önünde boşluk. Oradan kimse gelmez. Ve<br />
kimse oraya gitmez. Hayvanlar bile. Şuraya, dev çınarın altına<br />
gömdükleri yaşlı adam şöyle demişti bir kez; “Yaşayan<br />
hiçbir şey o düzlüğe gitmez”. Surları dolaşıyor her gün<br />
yaptığı gibi. Askerler varken her köşede birine selam verirdi.<br />
Tıpkı şimdi yaptığı gibi. Boşluğa selam veriyor. Sessizlik<br />
alıyor selamını ve karşılık veriyor. Sessizce. Neden geride<br />
kaldığını düşünüyor sabah devriyesinde. Ve neden gitmediğine<br />
mutlu oluyor akşam devriyesinde. Sabah devriyesi ve yapılması<br />
gereken belli. Düşünüyor. Taşların şekli değişiyor zamanla.<br />
Aşınmış hepsi. Dikkati dağılıyor. Düşünmesi gereken şeyi<br />
unutuyor ardından. Kendine sinirli şimdi. Yalnızlık her şeyi<br />
karman çorman ediyor.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Devriyesi bitmek<br />
üzere. Gidip bir şeyler yiyecek. Birkaç tavuğu var. Yumurta<br />
veriyorlar sabahları. Yanında da güzel bir salata. Taze çıkan<br />
otlardan toplar şöyle istediği gibi. Başladığı noktaya geri<br />
döndü. Sabahki iş bitti. Merdivenlerden inmek üzereyken dönüp<br />
arkasına bakma ihtiyacı duyuyor. Nedensiz. Ufukta belli belirsiz<br />
bir toz bulutu. Rüzgar yok. Orada olmaması gerek böyle bir şeyin.<br />
Gözlerini ovuşturuyor. Yanlış görüyor olmalı. Hayır, hâlâ<br />
orada. Ve giderek büyüyor. Burcun kenarına gelip bakıyor. Oradan<br />
kimse gelmez. Şimdiye kadar hiç gelmedi. Öyle söylemişlerdi.<br />
Öyle biliyordu. O zaman&#8230; o zaman ne? Birileri ve bir şey oradan<br />
gelmiyorsa neden gördüğü şey ortaya çıksın. Nefes bile<br />
almıyor. Dakikalar geçiyor. Toz bulutu büyüyor. Önce belli<br />
belirsiz. Atlılar. Kaç kişiler? Ne işleri var orada? Gözleri fal<br />
taşı gibi açık. Zaman geçtikçe netleşiyor resim. Simsiyah<br />
elbiseleri. Koşumları bahar güneşi altında parlıyor. Hiç böyle<br />
hızlı koşan atlar görmedi. Hiç böyle korkutucu insanlar<br />
gelmedi. Köpükler saçıyor atlar ağızlarından. Aradaki mesafe<br />
kapanıyor. Sessizliği nal sesleri bozuyor. Tozlar savruluyor<br />
arkalarından. Nefes alması lazım. Yaklaşıyorlar. Bir şey<br />
yapmalı. İyi de ne? Taş kesilmiş gibi duruyor burcun kıyısında.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Dört kişi.<br />
Surların karşısındalar artık. Duruyorlar. Tepeden tırnağa<br />
simsiyah kıyafetleri. Toz yok üstlerinde. Sanki boşluktan at<br />
sürerek gelmemişler gibi. Atlar ön ayakları ile yerleri kazıyor.<br />
Koşmak istiyorlar, durmak için yaratılmamış bu hayvanlar. Bir<br />
şey demesi gerekiyor. Yüzleri örtülü adamların ama ona<br />
baktıklarını biliyor. Birileri olsa&#8230; iyi de yok işte.<br />
Atlılardan biri ağır ağır öne doğru geliyor.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">“Ben” diyor,<br />
“Seni almaya geldim”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Korkudan kelimeleri<br />
unutmuş olmalı ya da uzun zamandır kimseyi görmediği için<br />
konuşmayı. Adamın söylediği kelimeler içinden geçiyor. Korku<br />
tüm benliğini kaplıyor. Cevap veremiyor.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">“Diğerleri<br />
dağların arkasına gidecek. Ama ben seninle döneceğim. Hazırlan!”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">İşte o an yapması<br />
gerekeni anlıyor. Bir şey söylemesi gereksiz. Gitmek için aşağı<br />
iniyor. Artık görevi sona erdi. Kapıdan çıkıp, konuşan adama<br />
yaklaşıyor. Gerideki üç atlı arkalarına dönüp dört nala<br />
gidiyorlar. Zırhlı eldivenle kaplı elini uzatıyor onu bekleyen.<br />
Bir şey söylemiyor. Zaten bir şey söylemesi de gerekmiyor. Son<br />
kez dönüp kaleye bakıyor. Artık gitme vakti. Eli tutuyor&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/kale/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Leke</title>
		<link>https://cemkartal.com/leke/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/leke/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 May 2021 10:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/leke/</guid>

					<description><![CDATA[Bu notlar 4 Kasım 2001 Pazar günü, Murat Şahin’in ev sahibinin gözetimi altında eve giren polisler tarafından bulunmuştur.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu notlar 4 Kasım 2001 Pazar günü, Murat Şahin’in ev sahibinin<br />
gözetimi altında eve giren polisler tarafından bulunmuştur. O<br />
günden itibaren kendisinden haber alınamamıştır. Yapılan<br />
tetkiklerde cinayete kurban gittiği veya akli dengesindeki bozukluk<br />
nedeniyle kaybolduğu öngörülmektedir. Kayıp ilanı<br />
verilmiştir&#8230;</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">21<br />
Ekim 1998, Çarşamba</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Bugün<br />
ilk kez vücudumdaki lekeyi fark ettim. Sağ kasığımın biraz<br />
üstünde, bozuk para kadar bir yer. Hiçbir şey görünmüyor.<br />
Görünmüyor derken, gerçekten görünmüyor. Vücudumun o kısmı<br />
yok gibi. Biri eline silgi alıp vücudumun o kısmını silmiş. Acı<br />
hissetmiyorum. Nasıl olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Oldukça<br />
korkutucu. Yarın doktora gitmeyi planlıyorum.
</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">22<br />
Ekim 1998, Perşembe</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Hastanedeyim.<br />
Sabahtan beri bir sürü tahlil yaptılar. Doktor gördüğü şeye<br />
inanamadı. Tek bildiğim bu. Henüz bir şey söylemediler. Ancak<br />
konuşmalarından çıkarabildiğim kadarıyla bir şey<br />
söyleyebileceklerini sanmıyorum. Dün bayağı korkmuştum ama<br />
bugün daha sakinim. Lekeyi etraflıca inceledim. Gerçi leke demek<br />
ne kadar doğru bilmiyorum, delik demek daha uygun sanırım. Son<br />
derece düzgün. Parmağınız ile yokladığınızda acı<br />
hissetmiyorsunuz. Bir taraftan baktığınızda ise diğer taraf<br />
görülebiliyor. Sanki vücudumun o kısmı yeryüzünden ayrılmış.<br />
His olarak ise  fark yok, vücudunuzun herhangi bir yerine dokunmakla<br />
aynı. Elinizle yokladığınızda orası var ama baktığınız<br />
zaman yok. Umarım bir çaresi vardır ve umarım kötü bir şey<br />
değildir.</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">2<br />
Kasım 1998, Pazartesi</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Bugün<br />
hastaneden ayrıldım. Herhangi bir sonuca ulaşamadılar. Günlerdir<br />
boş yere bekleyip durdum. Söyledikleri şeylerin çoğu anlamsız.<br />
Mantıklı tek bir açıklama dinlemedim. Daha çok araştırma<br />
yapmak için ya orada kalmamı ya da düzenli olarak ziyarete gitmemi<br />
istediler. Kabul etmedim. İzin verirsem yaptıkları çalışmaları<br />
yayınlamayı teklif ettiler. Onu da kabul etmedim. Yabancı<br />
doktorlar gelecekmiş de falan filan&#8230; sadece vakit kaybı. Böyle<br />
bir şeyin nasıl olduğunu en az benim kadar bilmiyorlar. Bana<br />
hiçbir zararı olmayan bir boşluk. Hatta leke. Evet, öyle<br />
diyeceğim bundan sonra ona. Boşuna rahatsız olduğumu düşündüm<br />
bu arada. Basit bir vücut lekesi işte. Tamam oldukça tuhaf, bunun<br />
farkındayım. Fakat eminim çok daha tuhaf lekelere sahip olanlar<br />
vardır. Basitçe ifade etmem gerekirse bununla yaşayacağım.</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">25<br />
Haziran 2000, Pazar</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Lekem<br />
büyümüş. O kadar alışmışım ki varlığını bile unutmuştum<br />
aylardır. Şu an büyük bir elma ebatlarında. Birden bire mi bu<br />
kadar oldu, yoksa zamanla mı bu hale geldi bilmiyorum. Doğrusu<br />
kontrol etmek aklıma bile gelmedi. Hiçbir rahatsız edici etkisi<br />
olmadı bugüne kadar. Onunla yaşamaya alışmasına alıştım ama<br />
büyümesi&#8230; bilmiyorum. İlk anda korku ile tekrar doktora gitmeyi<br />
düşündüm. Sanki daha önce bir çaresi olmuş gibi. Yaşadıklarımı<br />
tekrar etmemin bir manası olmayacağı kesin. İyi de bu durumda ne<br />
yapmam gerekiyor? Birinin çıkıp, “Evet, bunu daha önce de<br />
gördüm. Kötü bir şey değil. Zamanla kaybolacaktır” demesine<br />
ihtiyacım var. Bir açıklaması olmalı. Lanet olası şeye eğilip<br />
baktığımda arka tarafta ne olduğunu görmem nasıl açıklanabilir<br />
ki? Bunca yıl okuduğum her şeye ters. Işık bir insanın içinden<br />
nasıl geçebilir!? Çok korkuyorum. Umarım daha fazla yayılmaz ve<br />
bu lanet olası şey kaybolup gider.</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">3<br />
Şubat 2001, Cumartesi</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Sol<br />
bacağımın bir karışlık kısmı ve sağ bacağımın dize kadar<br />
olan bölümü tamamen leke ile kaplandı. Parça parça<br />
kayboluyorum. Daha önce bir şeyler yazmayı düşündüm ama<br />
zihnimi toplamam mümkün olmadı. Lekenin büyüdüğünü fark<br />
ettiğim günden itibaren düzenli olarak kontrol etmeye başladım.<br />
Her sabah ve her akşam. Bir şeye sürekli baktığınızda aynı<br />
imiş gibi geliyor. Güneşin batmasını görmek için beklemek<br />
gibi. Havada asılı kaldığını düşünüyorsunuz ama o ağır<br />
ağır ufka doğru ilerliyor. Leke de aynı. Geçen günler içinde<br />
değişmediğini düşündüm. Fakat bu sadece düşünsel yanılgıdan<br />
ibaretti. Her gün hızlanarak büyüyor. Artık net olarak<br />
biliyorum. Çünkü işaret koymaya başladım. Kimseyle<br />
görüşemiyorum. İş hayatım bozulmaya başladı. Aşk hayatıma<br />
girmiyorum bile. Göz göre göre yok oluyorum. Normalde tamamen<br />
tersi olması lazım. Bedeniniz buradayken bilinciniz, ruhunuz<br />
dünyayı terk eder. Benimse bilincim olduğu yerde dururken bedenim<br />
ağır ağır dünyayı terk ediyor. Korkunç bir şey bu, gerçekten<br />
korkunç. Eğer böyle devam ederse bir noktadan sonra bedenime eşlik<br />
etmeyi düşünüyorum.</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">6<br />
Ağustos 2001, Pazartesi</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">İki<br />
hafta önce işten ayrıldım. Sağ tarafım omzuma kadar, sol<br />
tarafım ise göbeğimin biraz yukarısından itibaren leke ile<br />
kaplandı. Anlaşılmasın diye pantolonun altına uzun çorap<br />
giymeye başlamıştım. Farkında olmadan pantolonumun paçası<br />
yukarı çıksa, bacağımın yerinde olmadığını görmeleri işten<br />
bile değildi. Bunu insanlara nasıl izah edebileceğinizi hiç<br />
düşündünüz mü? Ben düşündüm. Sizin aklınıza bile<br />
gelmeyecek binlerce şey düşündüm. Leke vücudumun tamamına<br />
yayılacak. Bunu kabul etmiş durumdayım. O noktada ne yapmam<br />
gerektiği konusunda ise henüz karar veremedim. Her gün azar azar<br />
dünya üzerinden silinirken bir şeylere karar vermek zor oluyor<br />
takdir edersiniz ki. Dışarıda şahane bir hava var. Bense dışarı<br />
çıkmak için gece olmasını bekliyorum. Karanlıkta daha rahat<br />
hissediyorum. Dışarı çıkarken uzun şeyler giyiyorum. Temel<br />
olarak arada fark olmadığını biliyorum ama yine de karanlıkta<br />
daha rahat hissediyorum. İnsanlara durumumu izah etsem iyi tarafını<br />
görmemi sağlayacak birileri çıkacaktır. Ancak söyledikleri<br />
şeylerin hislerimi değiştirmeyeceğini biliyorum. Bunun iyi bir<br />
tarafı yok. Yok oluyorum ve zihnen hala buradayım. Bunun iyi tarafı<br />
yok&#8230;</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">30<br />
Ağustos 2001, Perşembe</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Aynanın<br />
karşısına geçtiğimde sadece yüzümün sol tarafı görünüyor.<br />
O da tam değil, yanağımın alt kısmı yok. Üzerimdeki her şeyi<br />
çıkardığımda havada uçan yarım kafadan ibaretim. Leke giderek<br />
daha hızlı büyüyor. Tahminlerime göre yarın tamamen silinmiş<br />
olurum. Herhangi bir tedavisi ya da düzelme ihtimali olduğunu<br />
sanmıyorum. Artık geriye dönüş yok. İnsanların arasında<br />
olacağım ama onlar beni görmeyecek. Eskiden mecazi anlamda<br />
kullanırdım bunu sık sık. Artık gerçek olması haliyle<br />
yüzleşiyorum. Yok olurken insanın aklına tuhaf fikirler geliyor.<br />
Korkunç şeyler. Yaşadığınız şeyin dehşetinden oluyor<br />
sanırım. Farklı şekillerini yaşamışsanız eğer ne demek<br />
istediğimi anlarsınız. Fakat hepsini geride bıraktım. Tam olarak<br />
ne hissettiğimden emin değilim artık. Biraz akışına bıraktım<br />
sanırım. Yok olmak o kadar da korkutucu gelmemeye başladı.<br />
Çoğunluğu yok olmuş bir adam olarak bunu söylemem kolay gerçi.<br />
Onların arasına karışıp bu kez gerçekten göremeyecekleri biri<br />
olacağım, hepsi bu. Yazarken kolay geliyor ama hâlâ korktuğumu<br />
belirtmem lazım.
</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">2<br />
Eylül 2001, Pazar</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"></p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">Ve<br />
son&#8230; bu sabah itibari ile tamamen yok oldum. Sesim ve dokunmam<br />
haricinde diğer insanlarla bağlantı kurmam imkansız. Aynanın<br />
karşısında duran boşluktan ibaretim. Yok oldum ve bunu yazıya<br />
dökebilen ilk insanım. Benden önce gidenlerin tamamı bedenlerini<br />
geride bıraktılar. Bense bedenimi önden yollayıp ruhumu dünyaya<br />
hapsettim. Fantastik filmlerdeki dünyaya takılmış ruhlar gibiyim.<br />
Daha önce bunu yaşayan biri oldu mu, bilmiyorum. Keşke<br />
bilebilseydim. Belki o zaman her şey daha kolay olurdu. İstediğim<br />
her yere girebilir, istediğim her şeyi alıp çıkabilirim.<br />
Herkesten daha fazla zengin olabilirim. Yapabileceklerimin<br />
farkındayım. Eminim bunu okuyan birilerinin de aklına gelecektir<br />
söylediklerim. Fakat atladığınız bir şey var. Yokum..! Bir<br />
insan olarak varlığınızın görünmez olması ilk anda güzel<br />
gelse de elde edeceğiniz hiçbir şey size onu geri getirmeyecek.<br />
Düşünürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Bunun başıma<br />
neden geldiğini bilmiyorum. Nereden bulaştığını veya bulaşıcı<br />
bir şey olup olmadığını bilmiyorum. Tek bildiğim iğrenç bir<br />
lanet olduğunu. Bundan sonra herhangi bir şey yazmayı ya da geride<br />
bir iz bırakmayı planlamıyorum. Sadece bu notları geride<br />
bırakacağım. Geride benden kalan son şey. Birazdan kapıdan<br />
çıkacak ve hayatımın geri kalanını kimseye görünmeden<br />
yaşamaya başlayacağım. Etraflıca düşündüm. Bunu zihni olarak<br />
kaldırabilmemin tek yolu yaşayacağım yerde hiç kimsenin<br />
olmaması. Böylece görünüp görünmemek önemini kaybedecek.<br />
Bunun olacağından eminim. En azından öyle olmasını umuyorum.<br />
Şimdiye kadar gerçekten biri tarafından görüldüm mü, ondan<br />
bile emin değilim. Keşke olumlu cevap verecek birini tanısaydım.<br />
Hepsi bu kadar. Sanırım&#8230;
</p>
<p align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"><span style="text-align: left;">Ah<br />
evet, son bir şey. Bu yazıyı bulanlar muhtemelen okuduklarına<br />
inanmayacaktır. Doğrusu ben de okusam inanmazdım. O yüzden,<br />
tamamen yok olmadan önce çektiğim son fotoğrafımı bırakıyorum.<br />
Geride kalan son bir iz daha. Hepsi bu kadar, kendinize iyi bakın&#8230;</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/leke/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmiş Hesaplar</title>
		<link>https://cemkartal.com/gecmis-hesaplar/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/gecmis-hesaplar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2021 21:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/gecmis-hesaplar/</guid>

					<description><![CDATA[&#160;Mektubu alalı birkaç gün olmuştu. Okuduğu andaki şaşkınlık ve mutluluğunu tarif etmek zordu doğrusu. Yıllardır merak ediyordu ona&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&nbsp;Mektubu alalı birkaç gün olmuştu. Okuduğu andaki şaşkınlık<br />
ve mutluluğunu tarif etmek zordu doğrusu. Yıllardır merak<br />
ediyordu ona böbrek bağışlayan kişiyi. Nakil yapılana kadar<br />
hastalıkla uğraşmış, düzenli olarak diyalize girmek zorunda<br />
kalmıştı. Uzun müddet aranmıştı uygun böbrek. Yakınları,<br />
bağışlamak isteyenler, hatta para ile satmak isteyenler. Yeterince<br />
paranız olduğunda bir şeyleri satın almak o kadar da zor değildi.<br />
Fakat uygun böbreği bir türlü bulamamıştı. Sonra adının<br />
açıklanmasını istemeyen birinin uyumlu olduğu söylenmişti.<br />
Öylesine mutlu olmuştu ki. Karanlık bir odada sonsuza kadar<br />
kalacağını düşünürken hiç bilmediği biri gelip ışıkları<br />
yakmıştı. Asistanını çağırmış, böbreği bağışlayanın<br />
bulunmasını istemişti. Hiç beklemediği bu iyiliği<br />
ödüllendirmekti niyeti. Aklının alamayacağı kadar para<br />
verecekti adama. Fakat tüm ısrarlara ve aramalara rağmen<br />
ulaşamamışlardı. Bir tek adını ve soyadını öğrenebilmişti,<br />
Tuğrul Öztürk. Yaygın olan isme sahip birini bulmak; ne kadar<br />
güçlü olursanız olun, pek kolay değildi. Bir sır perdesi<br />
arakasında yok olup gitmişti böbreği bağışlayan. Şimdi ise<br />
birden bire ortaya çıkmaya karar vermiş, görüşmek için randevu<br />
istemişti.&nbsp;&nbsp;</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Her zaman yaptığı<br />
gibi erkenden kalkıp genel merkeze gelmişti. Sıfırdan gelmişti<br />
buraya. Tırnakları ile kazıyarak. Daha çocuk aklı ile karar<br />
vermişti zengin olmaya. Fakirlikle boğuşmak, ömrünün en güzel<br />
yıllarını karnını doyuracak bir parça ekmek peşinde koşarak<br />
harcamak. Kimsenin göze alamayacağı şeyler yapmış, önüne<br />
gelen hiçbir fırsatı kaçırmamıştı. Binlerce insan çalışıyordu<br />
şimdi yanında. Dünya üzerine yayılan şirketlerinin bir çoğunun<br />
yerini bile bilmiyordu. İstediği her şeyi elde etmişti.<br />
Pencereden ayakları altında uzanan şehri izlerken saatine baktı.<br />
Tahmin ettiğinden daha çok vakit geçmişti. Ona gelmek üzereydi<br />
saat. Nasıl birini beklediğinden emin değildi. Hep genç biri<br />
olarak hayal etmişti Tuğrul’u. Nasıl olup da böbrek nakline<br />
ihtiyacı olduğunu öğrendiğini, neden bağışlamaya karar<br />
verdiğini ve neden hiçbir şey talep etmeden ortadan kaybolduğunu<br />
anlayamadığı gizemli adam. Şimdi gerçeği öğrenme zamanı<br />
gelmişti.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Öyle dalmış<br />
düşünürken telefonu çaldı. Sakince sandalyesini döndürüp el<br />
işçiliği ile yapılmış masasının üstündeki telefonu<br />
kaldırdı.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">“Efendim Tuğrul<br />
Bey geldiler”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">“İçeri gönder o<br />
halde”Kapı açıldığında<br />
beklediğinden çok daha yaşlı biri vardı karşısında. Aynı<br />
yaşlardaydılar ya da Tuğrul biraz daha büyüktü. Bembeyaz<br />
saçlarını geriye doğru taramıştı. Üstünde açık mavi, ucuz<br />
bir takım vardı. Bir hayli zayıf, ciddi görünümlüydü.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Oturduğu yerden<br />
kalkıp büyük bir gülümsemeyle Tuğrul’a doğru yürürken,<br />
“Hoş geldiniz, yıllardır size ulaşmaya çalışıyordum”<br />
dedi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Tuğrul ciddiyetini<br />
muhafaza ederek, “Sonunda buldun” dedi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Beklediğinden soğuk<br />
bir cevaptı ama sıcak davranmaya devam etmeliydi. Bu adama bir ömür<br />
borçluydu. Yalnız şundan emindi artık; tahmininden çok daha<br />
fazlasını isteyecekti. Masasının karşısındaki sandalyelerden<br />
birine buyur ederken ucuzluğun ve kan emiciliğin kokusunu aldı.<br />
Cömert olduğu için değil, çok daha fazlasını alabilmek için<br />
beklemişti bunca yıl. Çoğu insanın yıllık maaşından pahalı<br />
olan masasının ardına geçerken pazarlık için hazırdı. Bakalım<br />
ne isteyecekti bu çakal.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">“Bir şeyler içer<br />
misiniz?” dedi elinden geldiği kadar sıcak bir ses tonuyla.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">“Hayır” dedi<br />
Tuğrul oturduğu yerde ceketinin önünü açarken, “Fazla<br />
kalmayacağım”.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Teklifinin geri<br />
çevrilmesine biraz bozularak, “Pekala o zaman sizi dinliyorum.<br />
Eminim buraya kadar gelmenizin önemli bir nedeni vardır” dedi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Tuğrul gülümseyerek<br />
sandalyesinde gerildi, bacak bacak üstüne atıp bir süre bekledi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><strike>Bu yüzü<br />
bir yerden tanıyor muydu? Düşündü ama çıkaramadı. Nereden<br />
buluyor bu özgüveni? Şunun hareketlerine bak. Ahmak herif&#8230;!!!<br />
Senin verdiğin basit et parçasını her yerden bulurdum ben.</strike></p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">Neden sonra Tuğrul sessizliğini bozmaya karar vererek, “Uzun<br />
zaman olmuştu seni görmeyeli” dedi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Tanışıyor muyuz?” dedi büyük bir şaşkınlıkla. “Tanıdık<br />
gelmiştiniz ama çıkaramadım”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Normal. Benim gibi basit insanlar akıllarda yer etmez pek. İsmimi<br />
zaten hatırlamazsın, soy adım da öyle az bulunur cinsten değil.<br />
Babamın yanında muhasebeciydin. Daha çocuk sayılırdım o<br />
zamanlar. Vasıf’ın oğluyum ben”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Ne kadar uzun zaman olmuştu. Vasıf adını duymayalı, o günleri<br />
düşünmeyeli. “Tuğrul&#8230;!? Şimdi hatırladım yahu&#8230; Nasılsın?<br />
Nerelerdeydin? Böbrek bağışlamak&#8230; yahu o kadar çok soru var ki<br />
soracak”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Hapiste duydum. Annem söyledi. Bir yerlerden duymuş ama nereden,<br />
emin değilim”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Hapiste mi? Hayırdır? İnanamıyorum&#8230;”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Tuğrul tavana bakıp gülümsedi. Sakin kalmaya çalışıyordu.<br />
Sonra başını indirip gözlerinin içine baktı ve “Sen bir çay<br />
söyle en iyisi. İki dakika konuşuruz” dedi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Elbette” diyerek iki çay söyledi. Tedirgin olmuştu. Tedirgin<br />
olduğunu belli etmemeliydi. Telefonu kapatırken Tuğrul konuşmaya<br />
başladı.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Babamın kasasını boşaltıp ortalıktan kaybolduğunda<br />
tefecilerle uğraşmak zorunda kaldık. Babam üzüntüsünden fazla<br />
yaşayamadı. Belki duymuşsundur”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Bir dakika” dedi sert bir ses tonuyla, “Ben kimsenin&#8230;”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Kes&#8230;!!! Buraya senin yalanlarını dinlemeye gelmedim. Her<br />
neyse, hikaye uzun zaten. Hepsini sana anlatacak değilim. Sonrası<br />
felaketler zinciri diyebiliriz. Hapishane diye sormuştun demin.<br />
Cinayetten girmiştim. Üç kişi. Yirmi beş yıl yattım”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Bir şey söylemesi gerekiyordu. Giderek daha fazla huzursuz<br />
oluyordu. Ne isteyecekti bu herif? Vasıf’ın mallarını üstüne<br />
geçirip kaçmıştı kaçmasına ama sadece&#8230; sadece&#8230; telefona<br />
uzanıp güvenliği çağırmayı düşündü. O sırada kapı<br />
açıldı. Çaylar gelmişti.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Getir kızım” dedi gülümsemeye çalışarak. “Bu arada<br />
Yakup Bey’e haber verir misin? Ona ihtiyacım olduğunu söyle”.<br />
Sekreter şaşkın bir ifadeyle yüzüne bakınca. “Sen dediğimi<br />
yap” dedi dikkatle. Yakup eski askerdi. Güvenlik amiriydi.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Pekala efendim” diyen sekreter çayları bırakıp hızla çıktı.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Yakup güvenlikle ilgili bir arkadaş sanırım” dedi Tuğrul<br />
alaycı bir sesle.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">
“Yo&#8230; yo&#8230; bir görüşme vardı da onu soracaktım” dedi<br />
tedirginliğini belli etmemeye çalışarak.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Her neyse&#8230; üç kişi diyordum. Tefeciler her şeyimizi aldıktan<br />
sonra bile borçlarımız bitmedi. Sonu gelmeyen tehditler. İlk<br />
cinayetim onlardan biriydi. İstemeden oldu doğrusunu istersen.<br />
Annemi yaralamıştı, korkutmaya çalışırken vurdum herifi.<br />
Eeee&#8230; bir şey söylemeyecek misin?”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Yok ben&#8230; Vasıf Bey&#8230; Yani yardımcı olmam gereken&#8230;”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Bir kahkaha patlatan Tuğrul, “Yıllardır babamın intikamı için<br />
bekledim biliyor musun” dedi aniden ciddileşerek. “Bir türlü<br />
ulaşamadım sana çünkü bir türlü başım beladan kurtulmadı.<br />
Eğer bıraksaydım ölüp gidecektin. Buna izin veremezdim. İşte<br />
merak etiğin böbreğin hikayesi de bu”</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Başından aşağı kaynar suların döküldüğünü hissetti.<br />
Kapıya baktı. Kaçabilirdi. Eğer bacaklarının titremesine mani<br />
olabilirse, yapabilirdi. O sırada Tuğrul’un ayağa kalktığını<br />
gördü.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Yakup Bey gelmeden işimizi halledelim de çayımızı içeriz o<br />
gelene kadar” dedi Tuğrul belindeki silahı çıkarırken.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Böbreği bağışlayan kişi gelecek” demişti sekreterine bir<br />
gün önce. “Ona iyi davranın”. Üstünü aramamışlardı bile.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Üç el silah sesi duyuldu sonra odadan. Yakup sekreterin yanına<br />
yeni gelmişti. Sesi duyunca hızla belindeki tabancayı çıkarıp<br />
kapıya omuz attı. Kırılan kapı. Kanlar içinde masanın üstünde<br />
yatan patronu ve karşısında sakince çay için bir adam.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">“Kıpırdama&#8230;!!!” diye bağırdı istemsizce.</p>
<p style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify; text-decoration: none;">Tuğrul bardağında kalan son yudumu sakince içip bardağı masaya<br />
koyarken, “Kıpırdar gibi bir halim var mı?” dedi. “Polisi<br />
arasanız iyi olur” dedi sonra. “Burada kaldırmaları gereken<br />
bir ceset var”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/gecmis-hesaplar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pavyon</title>
		<link>https://cemkartal.com/pavyon/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/pavyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 10:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/pavyon/</guid>

					<description><![CDATA[Yıldız Pavyonu bilindik gecelerinden birini yaşıyordu. Sahnede çalıp oynayanlara masalardakiler eşlik ediyor, içki su gibi akıyordu. Dünya üzerindeki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Yıldız Pavyonu bilindik gecelerinden birini yaşıyordu. Sahnede<br />
çalıp oynayanlara masalardakiler eşlik ediyor, içki su gibi<br />
akıyordu. Dünya üzerindeki sahte cennetin tadını çıkarmaya<br />
gelen müşteriler hallerinden memnundu. Saatler ilerlerken yaşlı<br />
bir adam kapıdan içeri girdi. Böyle bir gecede tek başına gelen<br />
müşteriye masa açmak akıl karı değildi. Garsonlardan biri adamı<br />
fark ederek baş garsona işaret çaktı. O ne yapılacağını<br />
bilirdi. Baş garson ciddi bir yüz ifadesi takınarak yaşlı adama<br />
yaklaştı.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Efendim<br />
inanın yerimiz yok”</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Yaşlı<br />
adam sakince garsonun yüzüne baktı. Çekik gözleri duygu<br />
içermiyordu. Elini cebine attı, iki yüz lira çıkarıp garsonun<br />
yüzüne tuttu.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Beyefendi<br />
sizi anlıyorum ama&#8230;”
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Bir<br />
iki yüz lira daha&#8230;</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Masaların<br />
hepsi rezer&#8230;”</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Bir<br />
tane daha&#8230;</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Baş<br />
garson eliyle komilerden birine işaret ederek bağırdı,<br />
“Beyefendiye güzel bir masa açın çabuk. Buyurun efendim hoş<br />
geldiniz” dedi.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Yaşlı<br />
adam ağır adımlarla gösterilen masaya ilerledi. Sahnedeki eğlence<br />
almış başını gidiyordu. Müşterilerden biri iyice kafayı<br />
bulmuş halde kızlarla dans etmekteydi. Bir hayli komik sahneydi<br />
doğrusu. Ayakta durup bir süre onları izledi. Bu arada masası<br />
hazırlandı. Yerine oturdu, rakı ve yiyecek bir şeyler söyledi.<br />
Ve bir yüz lira çıkarıp kominin cebine koydu.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Müzik<br />
duraksadı. Müşteriler alkışladı ve hareketli bir parça ile<br />
yeniden başladı. Yan masada oturan üç genç neşe içinde<br />
bağırdı. Muhtemelen çalan şarkı hoşlarına gitmişti.<br />
Harçlıklarını biriktirip ilk kez gelmişlerdi pavyona. Gençliğin<br />
verdiği neşe ve heyecanla doluydular. Onlara bakıp gülümsedi<br />
yaşlı adam. Eski günlerini düşündü. Bir zamanlar genç olduğu<br />
dönemleri. Üstünden asırlar geçmişti sanki. Konsomatrislerden<br />
biri karşı masadan ona gülümsedi. Muhtemelen baş garson paralı<br />
kart zampara diye bahsetmişti ondan. Paralı biri içeri girdiğinde<br />
haberi çabuk yayılırdı. Derin dekolteli ve bol makyajlı bir<br />
kadın. Ağır hareketlerle yerinden kalkıp ona doğru gelirken<br />
başını diğer tarafa çevirdi. Kimseyi masasında istemiyordu.<br />
İçeridekiler müzikle coşmuştu.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Olgun<br />
erkek gibisi yoktur” dedi yanına gelen kadın. Yüzünde sahte bir<br />
gülümseme. Eskiden alışıktı böyle şeylere.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Kimseyi<br />
istemiyorum yanımda” dedi sakin bir ses tonuyla. Sonra cebinden<br />
birkaç iki yüzlük  çıkarıp masaya koydu ve “Yanına iki<br />
kişiyi alıp şu üç gencin masasına git. Ne isterseniz söyleyin,<br />
 hesabı bana yazdırırsınız. Onları eğlendirmenizi istiyorum”<br />
dedi.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Omuzlarını<br />
silkti kadın, “Benim için fark etmez” diyerek ilerideki<br />
masalardan birine el salladı ve gençlerin yanına yöneldi.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Buraları<br />
özlemişti. Ne kadar olmuştu gelmeyeli. Otuz iki yıl? Yok, o<br />
içeride kaldığı süreydi. Bir yıl da kaçaklıkta geçmişti.<br />
“Otuz üç” diye fısıldadı. Sevda vardı o zamanlar, namıdiğer<br />
Kızıl Alev. Şehrin hepsi ona aşıktı. Peşinde servetlerini<br />
yemişti erkekler. “Böyle bir güzelliği buralar hiç görmedi”<br />
demişti yaşlı bir garson. Gerçekten öyleydi. Aşık olmuşlardı<br />
birbirlerine. Onun da adı alemlerde yeni yeni duyulmaya başlamıştı.<br />
Deliydi lakabı. Olmayacak yerlerde, olmayacak şeyler yaptığından<br />
vermişlerdi bu adı. Hayat hiçbir zaman istediğiniz gibi gitmez.<br />
En azından her zaman&#8230; Sevda pavyondan ayrılıp yanına taşınınca<br />
işler karışmış, bir sürü belalı tip peşine düşmüştü. O<br />
zamanlar başka birileri işletiyordu burayı. Konuşmak için<br />
gelmişti o gece. Sadece konuşmak için. Doğru düzgün anlatırsa<br />
eğer, dinleyebileceklerini ummuştu. Sonra beş kişiyi içeride,<br />
iki kişiyi de çıkarken kapıda vurmuştu. Dördü orada, ikisi<br />
hastanede öldü. Sağ kalan tek kişi de asla eskisi gibi olmadı.<br />
Kurşun beynine büyük hasar vermişti. Geçen yıl kaybetmişti<br />
Sevda’yı. Onca yılın ardından kaybolan günlerini ve yiten<br />
aşkını anmak için gelmişti buraya. Ne kimse ile konuşma niyeti<br />
vardı ne de masaya kadın çağırmak. Ağır bir şarkıya<br />
başlamıştı sahnedekiler. Eğlenceye kısa bir ara. Sevdiği halk<br />
türkülerinden biri.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
İkinci<br />
duble rakısını doldururken sağındaki masada oturanlardan birinin<br />
gençlerim masasına doğru gittiğini gördü. Kirli sakallı,<br />
tehlikeli görünmeye çalışan iri yarı bir adamdı. Böylelerini<br />
çok görmüştü gençliğinde. Aralarında çok bulunmuştu.<br />
Rakısına su koyup bir yudum aldı. Adam masasının yanından<br />
geçerken ayağa kalkıp omzuna dokundu.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Bir<br />
sorun mu var?” dedi sakin bir ses tonuyla.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Var!<br />
Şu karıları abimiz çağırdı az önce, soytarıların masasına<br />
gitmeyi tercih ettiler”</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Ben<br />
yolladım, bir probleminiz varsa bana söyleyin”</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Adam<br />
müstehzi bir gülüşle baştan aşağı süzdü Deli’yi. Ceketini<br />
hafifçe aralayıp belindeki silahı gösterirken, “Hayatta iki tip<br />
insan vardır dede” dedi, “Birisi boş yere&#8230;”</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Hep<br />
böyle boş konuşursunuz” diyerek sözünü kesti adamın ve<br />
buzluğun içinde duran rakı şişesini  alnına vurdu.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Parçalanan<br />
şişeyle beraber tuhaf bir ses çıkardı adam. Daha önce böylesini<br />
duymamıştı, komik geldi.  Adamın arkadaşları ayağa kalkıp<br />
ellerini bellerine attı. Sert adamlardı, en azından öyle<br />
olduklarına inanıyorlardı. Sağda duran silahını ona doğrultup<br />
bir küfür savurdu. Her zaman aynı şey. Ateş edeceğine anlamsız<br />
kelimeler sıralama ihtiyacı. Bunu bir türlü anlayamamıştı.<br />
Sahnedekiler durumdan habersizdi. Neşeli bir şarkının<br />
ortasındaydılar. Solist sözleri argo kelimelerle değiştirip<br />
salondakileri güldürüyordu. Sakince masaya doğru ilerledi. Henüz<br />
sinirlenmemişti. Eskisi kadar deli değildi. Az önce küfür eden<br />
adam bu kez daha uzun bir taneyi tercih etti.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Sakince<br />
elini kaldırıp, “Bir yanlış anlaşılma var&#8230;” diyecek oldu<br />
ama soldaki adam sustalısını açıp üstüne yürüdü.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Boş<br />
gelmemişti. Kemerinde eski günlerden kalma sallaması vardı. Adam<br />
bıçağı onu göstermek için kullanıyor gibi önünde tutarak<br />
ilerledi. Daha önce doğru düzgün bıçak kavgası etmediği<br />
belliydi. Birkaç adım kala bıçağı sağdan sola doğru savurdu.<br />
Müşterilerin bir kısmı durumu fark etmiş kaçışıyordu.<br />
Arkasından kadınların bağrışını duydu. Sakince bir adım<br />
geriye kaçtı, belindeki bıçağı çekti ve adamın boynunun sağ<br />
tarafına vurdu. Önce hiçbir şey olmadı. Filmlerdeki gibi kan<br />
fışkırmaz ilk darbeyi vurduğunuzda. Adam bile tam olarak ne<br />
olduğunu anlamamıştı. Artık duramazdı. Hızla masaya doğru<br />
ilerledi. En baştan silahını çekip incelikli küfürler sıralayan<br />
adam ateş etti. İşte bu sesi herkes duymuştu. Bir patırtıdır<br />
koptu. Birine silah doğrultup vurmak kolay iş değildir. Mermi otuz<br />
santim kadar üstünden geçti. Muhtemelen kafasına nişan almaya<br />
çalışmıştı. Panikle ikinci kez tetiğe bastı adam. Gözlerini<br />
kapamıştı ateş ederken. Çok görmüştü böyle şeyleri.<br />
Öldürmek öyle kolayca yapabileceğiniz şeylerden değildir. Artık<br />
mesafeyi kapatmıştı. Sol eliyle tabanca tutan eline vurup adamın<br />
çenesinin ortasına bıçağı indirdi. Abi dedikleri ise taş<br />
kesilmiş gibi duruyordu o ana kadar. İçlerinde en serti.<br />
Liderleri. Yüzü paramparça olan adam çığlık attı. Abileri<br />
silahını doğrultmak isterken ucu masaya takıldı ve elinden<br />
düşürdü. Yere eğilip almaya çalıştı ama çok geçti. Bıçağı<br />
ensesine indirdi. Kesilen omurgası yüzünden bir torba gibi masanın<br />
altına düştü abileri. En sertleri. Arkasından birilerinin<br />
bağırdığını duydu. Pavyonun adamları. Silahlarını çekmiş<br />
bir şeyler söylüyorlardı. Yine anlamsız kelimeler. Ne çok<br />
seviyorlardı konuşmayı. Bıçağı masanın örtüsü ile silip<br />
beline taktı.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Bağıran<br />
adamlara döndü, “Bir şey yok” dedi, “Polisi çağırın”</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“Sadece<br />
eski günleri yad etmeye gelmiştim” diye mırıldandı sonra,<br />
“Sadece eski güzel günleri&#8230;”</div>
<p><b></b><i></i><u></u><sub></sub><sup></sup><strike></strike></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/pavyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Issız Topraklar</title>
		<link>https://cemkartal.com/issiz-topraklar/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/issiz-topraklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2019 22:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/issiz-topraklar/</guid>

					<description><![CDATA[Yazacaklarımın tamamı gerçek ve tamamı yalan. Bu bilgiyi ne yaparsınız bilmiyorum ama olan bu! Hiç kimsenin bilmediği bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Yazacaklarımın tamamı gerçek ve tamamı yalan. Bu bilgiyi ne<br />
yaparsınız bilmiyorum ama olan bu! Hiç kimsenin bilmediği bir<br />
yerde. Hiç kimsenin bilmediği bir anda. Hiç kimsenin haberi<br />
olmadan gerçekleşti tüm olanlar. Güneş ufku kızıla boyamıştı.<br />
Sessizlik vardı her tarafta. Belki biraz fazla sessizdi, kim bilir.<br />
Tek bir kuş, yalnızlığın şarkısını söylüyordu uzaklarda.<br />
Kurumuş ağacın en üst dalında tünemiş. Aylardır suya hasret<br />
toprakların üstünde esen rüzgara takılmış tozlar. Zamanın<br />
durduğu ölüler diyarı. Uzun zaman önce hazırlanmıştı<br />
toprağın altındaki ev. En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.<br />
Lüks ve şatafatlı. Kimsenin yaşamak istemeyeceği bu toprakları<br />
alalı sekiz ay olmuştu. Toprağın altındaki evi bitireli ise bir<br />
ay. Tepelerin üstünde kurumuş otlar. Şurada, ilerideki toprak<br />
yolda hiçliğe doğru giden arabanın kaldırdığı tozu<br />
görebilirsiniz eğer dikkatli bakarsanız. Buraya otlar bile<br />
isteyerek gelmez. Kayanın üstündeki kertenkele gece gelmeden bir<br />
deliğe gitme telaşında. Hayal edebileceğiniz bir yer değil<br />
burası. Deneyin ama başarabilirseniz.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Ev<br />
diyordum değil mi, ah evet. Özel birisi için inşa edildi burası.<br />
Adının bir önemi yok, evi kimin yaptırdığının da. Gece bir<br />
barda usulca yanına sokuldu kadın. Derin dekoltesi. Binlerce<br />
liralık parfüm kokusu ve zarafetle yapılmış makyajı. Evi inşa<br />
ettiren kadın. Güzelliği kelimelerle anlatılmayacak kadar eşsiz.<br />
Bir yıl önce kardeşini kaybetti. Gece işinden çıktı canlı<br />
olarak ve iki hafta sonra buz tutmuş derenin kıyısındaki çöplerin<br />
arasında bulundu cesedi. En az onun kadar güzeldi kardeşi. Polis<br />
bulamadı kimin yaptığını. Bir servet harcadı faili bulabilmek<br />
için. Koca bir servet. Sonunda buldular kim olduğunu. Barda yanına<br />
oturduğu adam. Kadınları öldürmekten zevk aldığını biliyor.<br />
Onu öldürmeyi arzu etmesi için uğraşıyor. Ölümü çağırıyor.<br />
Issız toprakların derinlerinde, yerin altındaki ev adamı<br />
bekliyor. Çok kolay oldu ilgisini çekmesi. Hatta fazla kolay.<br />
Beraber çıktılar bardan. Adam arzuyla dolu. Hissediyor. Her şeyi<br />
en ince ayrıntısına kadar düşündü güzelliği kelimelerle<br />
anlatılmayacak kadın. İnanın her şeyi düşündü.</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Adama<br />
gidecekler. Başka bir yerde öldürmekten hoşlanmıyor anlaşılan.<br />
Arzularının ne kadarına ulaşabileceğini hayal ediyor adam. Bu<br />
kadını tanıyor sanki bir yerlerden. Yüzü fazla aşina. Fakat<br />
nereden olduğunu çıkaramıyor. Zihni öldürme şehveti ile allak<br />
bullak. Böyle bir şey için hazırlanmamıştı oysa. Kadının<br />
arabasına bindiklerinde gülümsüyor. Acele etmemeli. Koluna bir<br />
şey batıyor. Her tarafı uyuşuyor. Bunu beklemiyordu. Bu&#8230; bu<br />
başına gelmemeliydi. Kadın arabayı sürüyor. Evine gidiyor adam.<br />
Zamanın durduğu yerdeki ıssızlık onu bekliyor.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Görmediğiniz<br />
insanlara ne olur sahi? Orada bir yerdedirler. Yaşayıp giderler ve<br />
hepsi iyidirler. Tam olarak nasıl olduklarını bilmeden. Tuhaf mı<br />
geldi söylediklerim? Uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızı<br />
hayal edin. Ne yapıyor zihninizde? Bir yerde var hala. Öyle<br />
düşünüyorsunuz. Başına kötü şeyler geldiğini hayal<br />
etmiyorsunuz. Bilmiyorum, belki kendimizi iyi hissettiriyor böylesi.<br />
Bunu düşündü kadın. Ardından birini yok etmeyi. Nefessiz<br />
bırakmayı. Cesedine bakıp onu yok etmeyi. Bunu yapamazdı. Cesaret<br />
edemezdi. Çok ağladı düşünürken. Uykusuz gecelerde kardeşinin<br />
fotoğrafına bakıp çok düşündü. Neyi yapıp neyi<br />
yapamayacağını bilecek kadar tanıyor kendini. Polislere teslim<br />
etmeyi düşündü. Elindeki deliller yeterli olsaydı mantıklı<br />
gelebilirdi bu seçenek. Ancak değildi. Sözlerine güvenilir<br />
insanların ifadeleri vardı elinde. Bir polise asla konuşmayacak<br />
insanların. Cezasını onlara verdirmeyi düşündü. Beğenmedi&#8230;</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Sonra<br />
burayı aldı. Kimsenin istemediği ve istemeyeceği araziyi.<br />
Toprağın altına güzel bir ev yaptırdı. İçini özenle döşedi.<br />
Her anından zevk aldı. Yapacağı şey aklına geldiğinde iyi<br />
hissetti. Ona yakışan daha kusursuz bir intikam olamazdı. Güneş<br />
batarken vardılar kadınla adam evin olduğu yere. Kertenkele<br />
gizlenecek bir yer buldu. Kuş sustu umutsuzluk içinde. Karanlık,<br />
tozlu topraklara yayılırken adamı arabadan aşağı itti kadın ve<br />
çekmek için hazırladığı iple ayaklarını bağladı. Adam<br />
kendindeydi yol boyu. Hiçbir uzvunu oynatamasa da, konuşmasa da<br />
kendindeydi. O yokmuş gibi davrandı kadın. Arabada bir başınaymış<br />
gibi. Tek bir şey söylemedi. Neden olduğunu bilmesini istemedi.<br />
Bir açıklama yapmaya ihtiyacı yoktu. Issız toprakların<br />
ortasındaki eve indirdi adamı sonra. Salonun ortasına bırakıp<br />
ayağına başladığı ipi çözdü. Son bir kez etrafa baktı. Her<br />
şey kusursuz görünüyordu. Adamın gözlerine baktı ardından.<br />
Korktuğu belli olan gözlere. Bir şey demeden yukarı çıktı,<br />
kapıyı kilitledi, anahtarı cebine koydu ve iki metre derinliğinde,<br />
kapıya inen çukuru kapattı. İşi tahmin ettiğinden uzun sürdü.<br />
Bir önemi yoktu bunun. Bekleyen kimsesi yoktu çünkü. Gökyüzünde<br />
yıldızlar göz kırptı. Bir şeyler bulup aç karnını doyurma<br />
umuduyla ortalıkta gezen tilki kısa bir bakış attı. Ve rüzgar,<br />
kurumuş toprakları sağa sola savurdu. </p>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Kimseyi<br />
öldürmemişti kadın. Bunu biliyordu. Oralarda bir yerlerde<br />
yaşıyordu işte. Oralarda bir yerde&#8230; arabasına binip eve doğru<br />
yola çıktı. İlacın etkisi bir iki saate geçecekti.
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
Oraya<br />
giderseniz eğer hissedersiniz. Uzaktaki yolu, kurumuş ağacın<br />
üstündeki kuşu, güneşlenen kertenkeleyi ve kavrulan toprakları<br />
unutmayın. Issızlık size doğru yere geldiğinizi fısıldar.<br />
Oralarda bir yerlerde yaşıyor adam işte. O kadın kimseyi<br />
öldürmedi. Bunu siz de biliyorsunuz&#8230;</div>
<p><b></b><i></i><u></u><sub></sub><sup></sup><strike></strike></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/issiz-topraklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyah&#038;Beyaz</title>
		<link>https://cemkartal.com/siyahbeyaz/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/siyahbeyaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2017 21:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/siyahbeyaz/</guid>

					<description><![CDATA[Siyah Nereden ve nasıl bulduklarını bilmiyordu. Tek istediği kızına yapılanların intikamını almaktı. Murat’a birilerini bulmasını söylemiş ve nihayet&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><i><b>Siyah</b></i></span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Nereden<br />
ve nasıl bulduklarını bilmiyordu. Tek istediği kızına<br />
yapılanların intikamını almaktı. Murat’a birilerini bulmasını<br />
söylemiş ve nihayet isteğine kavuşmuştu. Caddede taksiyi<br />
durdurup araçtan indiğinde ayaz içine işledi. Günlerdir bitmeyen<br />
soğuk insanın tüm umudunu yok ediyordu. Ağır adımlarla buluşma<br />
yerine doğru ilerledi. Aklından kiralık katillerle ilgili filmler<br />
geçiyordu. Klişe, bilindik kiralık katil figürleri. Fakat hiçbir<br />
filmde herkesin gözü önündeki bir restoranda buluşulduğunu<br />
hatırlamıyordu. Görevli kapıyı açarken paltosunun yakasını<br />
indirip etrafa bakındı. Murat’ı görmeye çalıştı ama gözüne<br />
çarpmadı.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Şık<br />
giyimli bir garson, “Buyurun efendim, yardımcı olabilir miyim?”<br />
diyerek yanına geldi.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Murat<br />
Beye bakmıştım. Burada olacaktı ama göremedim”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Kendisi<br />
az önce lavaboya geçtiler. Misafiri ile beraber oturuyorlar. Sizi<br />
bekliyorlardı, buyurun götüreyim” diyen garson zarif bir<br />
hareketle yolu gösterdi.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">İçerisi<br />
oldukça kalabalıktı. Hafta için biraz fazla kalabalıktı hatta.<br />
Tedirgin olduğunu belli etmemeye çalışıyor fakat herkes ona<br />
bakıp durumu anlıyormuş gibi geliyordu. Garsonu takip ederken<br />
salonun diğer ucunda, işini bitirip onlara doğru gelmekte olan<br />
Murat’ı gördü. Biraz olsun rahatlamıştı.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Buyurun<br />
efendim masanız” dedi garson. Ardından zarif bir ses tonuyla,<br />
“Paltonuzu alayım isterseniz” diyerek uzandı.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Beklediği<br />
gibi bir adam değildi masada oturan. Ne bekliyordu ki, bu bir film<br />
değildi. Sokakta görseniz bir daha dönüp bakmayacağınız,<br />
yıllanmış memur ya da en olmadı muhasebeci diyebileceğiniz bir<br />
tipti karşısındaki. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">İnce;<br />
hatta gereğinden ince, bir ses tonuyla “Merhaba” diyen adam<br />
ayağa kalkarak elini uzattı. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Ne<br />
biçim bir katildi bu! Birini öldürtmek için konuşmaya değil de<br />
normal bir iş toplantısına gelmiş gibi hissetti. Aynı şekilde<br />
elini uzatıp selamlaştı. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">O<br />
sırada yanlarına gelen Murat, “Merhaba İlker Bey hoş geldiniz.<br />
Sanırım tanıştınız” dedi</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evet&#8230;<br />
Gerçi beyefendi ismini söylemedi ama tanıştık. Yani sanırım”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Adam<br />
gülümsedi. Bu kadar munis bir gülümseme ile karşılaşmadığını<br />
düşündü. Bu adam katil olamazdı. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">İsimlerin<br />
bir önemi yok. Fakat istiyorsanız Yakub diyebilirsiniz”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Memnun<br />
oldum. Ben de İlker” dedi aynı şekilde gülümseyerek.<br />
“Müsaadenizle bir şey sormak istiyorum. Burada mı konuşacağız”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub<br />
gözlüğünü çıkarıp camını silmeye başladı. Sağına soluna<br />
bakıp gülümsedi ve İlker’e döndü.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Buradan<br />
daha iyi bir yer aklıma gelmiyor. Bu arada kurt gibi açım. Bir<br />
şeyler yerken konuşmamızda mahsur yoktur umarım”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Murat<br />
İlker’e bakıp, “Elbette elbette&#8230; ben de açım. Siz bir şey<br />
alır mıydınız İlker Bey?” dedi.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yo<br />
hayır&#8230; hiçbir şey. Sadece sert bir içki”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Murat<br />
garsonu çağırmak için bakınırken Yakub gözlüğünü takıp<br />
İlker’e baktı. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Benden<br />
tam olarak istediğiniz şey nedir?”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Bu<br />
kadar rahat olması inanılmazdı. Araba alıp satmıyorlardı. Sakin<br />
kalmaya çalıştı. Yanında Murat olmasa birilerinin şaka<br />
yaptığını düşünecekti. Hakikaten ne istiyordu? Adamın<br />
ölmesini. Tam olarak ölmesini istemiyordu. Her şeyi yeniden<br />
hatırladı. Öfkesi yükselip beynini ele geçirdi. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Masaya<br />
doğru eğilip, “Onun ölmesini istiyorum ama aniden olmamalı. Acı<br />
çekmeli. Ve ben her şeye şahit olmak istiyorum” dedi.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Murat’ın<br />
az önce çağırdığı garson yanlarına gelince tedirgin olup<br />
arkasına yaslandı. Duymuş muydu? Duymuş olamazdı. Yeterince<br />
sessiz söylemişti. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub<br />
aceleyle siparişini verip ona döndü, “Ne istediğinizden emin<br />
misiniz? Zira bu ikimizi ortak yapar. Orada her ne olacaksa ikimiz<br />
ortak yapmış olacağız&#8230; Doğrusu böyle bir şeyi ben de daha<br />
önce yapmadım. İlginç olabilir”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Kimse<br />
bu kadar rahat olamazdı. Bu kadar rahat olmamalıydı. Dönüp<br />
Murat’a baktı. O hala yemek için bir şeyler söylüyordu. Suç<br />
dünyasına yakın biri olduğunu biliyordu ama bu sakinlik?! Derin<br />
bir nefes alıp Yakub’a döndü.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evet<br />
eminim”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub<br />
dudaklarını büzüp tavana baktı. Ardından bakışlarını<br />
İlker’e çevirdi. Yüzündeki gülümseme aniden kayboldu.<br />
Dudakları inceldi ve gözlerine tuhaf bir bakış oturdu.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Tekrar<br />
sormayacağım. Emin misiniz?”</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Duraksamadan,<br />
“Evet eminim, söyledim ya&#8230;” dedi.</span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Sesi<br />
yüksek çıkmıştı. Yan masadaki şık bey dönüp küçümser bir<br />
edayla baktı. </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><strike>Konuşma<br />
adabından bihaberleri içeri almamalılar&#8230;</strike> </span>
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<strike><span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><i>Böyle bir konuşmanın<br />
adabı mı olur ahmak! Kendi yüceliğinde boğulmuş sersem. Sen<br />
ayarlayabilir miydin sanki?</i></span></strike></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Bir düğmeyi kapatmışlar gibi<br />
Yakub’un yüzündeki ifade aniden kaybolup munis gülümsemesi geri<br />
geldi.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Âlâ&#8230; o halde diğer<br />
ayrıntıları konuşabiliriz. Hele şu yemeği bir yiyelim de”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
</div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><i><b>Beyaz</b></i></span></div>
<div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Kuş sesleriyle dolmuştu bahçe.<br />
Baharın ilk günlerinin o bilindik neşesi yayılmıştı her<br />
tarafa. Evindeki ofisinde çalışıyordu sabahtan beri. Bir türlü<br />
bitmeyen proje zihnini meşgul ediyordu. Merkez binaya gitmeden önce<br />
son değişiklikleri gözden geçiriyordu. Telefon çaldı. Bu<br />
telefonu bilen kişi adedi iki elin parmağını geçmezdi. Önemli<br />
bir şey olmalıydı. Uzanıp açtı.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Her şey hazır” dedi<br />
telefonun diğer ucundaki ses.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Sesi tanımamıştı. Kısa bir<br />
an duraksadı. Yok, tanımadığından emindi.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Kiminle görüşüyorum?”<br />
dedi sert bir ses tonuyla.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub” dedi ses<br />
gülümseyerek, “Birazdan cep telefonunuza buluşma noktasını<br />
atacağım. Yarım saat sonra orada olun” dedi ve kapattı.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Hepsi bu kadardı. Aniden ve hiç<br />
beklemediği bir anda. İstemsizce ayağa kalktı. Böyle birden<br />
bire? İyi de bir hazırlık yapmak gerekmez miydi? </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Neyin hazırlığı ahmak,<br />
piknik mi bu” diye söylendi.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Cep telefonuna gelen mesaj<br />
sesiyle irkildi. Böyle ani olmasını beklemiyordu. Tam olarak nasıl<br />
olması gerektiğini bilmiyordu ama bu çok ani olmuştu. Cep<br />
telefonunu masanın üstünden alıp baktı. Konum bilgisiydi. Ekranı<br />
kapatıp masanın üstüne geri koyacakken gelen ikinci mesajla<br />
telefon elinden düştü. Heyecanla eğilip telefonu aldı. Yine<br />
Yakub’du.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yarım saat sonra”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Bu kez heyecanla odanın içinde<br />
dolaşmaya başladı. Zihnindeki her şey uçup gitmişti. Sakin<br />
olmaya, mantıklı düşünmeye çalışıyor ama bir türlü<br />
beceremiyordu. Kızına haber vermeyi düşünmüştü. Kendini<br />
üzmemesini, adamın gereken cezayı göreceğini söylemeyi. Yok&#8230;<br />
yapamamıştı. Belki bir gün, ileride, her şey biraz unutulunca<br />
fısıldardı kulağına. Fakat şimdi değil.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evden nasıl çıktığını,<br />
buluşma noktasına nasıl geldiğini tam olarak bilmiyordu. İşin<br />
doğrusu ne yaptığının tam olarak farkında mıydı ondan bile<br />
emin değildi. Zaman tuhaf şeydi. İnsanın içindeki öfkeyi<br />
azaltıyordu. İntikam hissi&#8230; belki biraz. Ama öfkeli değildi<br />
artık. Oysa olmalıydı. Caddeden hızla arabalar geçiyor, sağda<br />
solda insanlar bir yerlere gitmek için ilerliyordu. Başka bir yerde<br />
olmalıydı. Öfkeli olmalıydı&#8230; Steyşın, eski bir araç<br />
yavaşlayarak önünde durdu. Eğilip baktı, Yakub’du. Hiçbir şey<br />
demeden arabaya bindi. Gerçekten oluyordu. Gerçekten kızının<br />
intikamını almaya gidiyordu. İntikam almak istiyordu. İstemişti&#8230;<br />
Yo hayır, istiyordu.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Merhaba, çok bekletmedim<br />
umarım. Trafiği hesaba katmamışım, biraz geç kaldım” dedi<br />
Yakub gülümseyerek.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yeni gelmiştim ben de. Çok<br />
beklemedim”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Sesindeki tedirginlik o kadar<br />
belirgindi ki. Yakub dönüp ona baktı.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Benim için de bir ilk,<br />
tedirgin olmanızı anlıyorum. Fakat parayı veren sizsiniz<br />
neticede”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Doğrusu ister istemez&#8230; yani<br />
anlarsınız. Daha önce yaptığım bir şey değil”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub hiçbir şey demedi. Birkaç<br />
saniye gözlerini dikip ona baktı. İlker cesaret edip bakışlarını<br />
ona çeviremedi. Bir an evvel her şeyin olup bitmesini istiyordu.<br />
Derin bir nefes aldı. Artık belli belirsiz hatırladığı öfkesine<br />
tutundu.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Gitmeyecek miyiz?” dedi<br />
ciddi bir ses tonuyla, “Daha yapacak işlerim var”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Âlâ”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yola çıktılar. Ne kadar sürdü,<br />
emin değildi. Nereye gidiyorlardı, ondan da emin değildi.<br />
Yıllardır bildiği şehirde kaybolmuştu adeta. Ne geçtikleri<br />
sokakları ne de yolları algılayabiliyordu. Nasıl olacaktı? Ne<br />
olacaktı? Adamı tanıyordu. Mahkemede göz göze gelmişlerdi. O<br />
kadar az bir ceza alacağını tahmin etmemişti. Fakat yargı<br />
delillere bakıyordu. Ya da her ne saçmalığa bakıyorsa ona<br />
bakıyordu. Öfkesini hatırladı. Adamın bakışlarını. Şehirden<br />
çıkmışlardı. Stabilize yolda ilerlerlerken araç bir o yana bir<br />
bu yana sallanıyordu. Sonunda izbe, ayakta nasıl durduğunu<br />
anlamanın mümkün olmadığı tahta bir kulübenin önünde<br />
durdular.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Geldik” </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Dönüp Yakub’a baktı. Bu adam<br />
gerçekten birini mi öldürecekti şimdi? </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Ben içeri geçiyorum, siz de<br />
hazır olunca gelirsiniz”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Hazırım zaten” dedi<br />
sinirli bir ses tonuyla. Aylardır hazırdı&#8230;</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub gülümseyerek ona baktı<br />
ve hiçbir şey demeden arabadan indi. Kirli camın arkasından<br />
Yakub’a baktı. Kulübe devrilecek gibi duruyordu. Kapının koluna<br />
uzandı. İşte her şey başlıyordu. Yakub kulübenin kapısını<br />
açıp bekledi. Anlaşılan onun önden girmesini istiyordu.<br />
Korkmamaya çalıştı. Son birkaç dakikadır sadece korkuyordu.<br />
Kulübenin içi eski tahtaların arasından sızan ışıkların<br />
aydınlığında uçuşan toz zerreleriyle doluydu. Oğuz;<br />
öldürülmesini istediği adam, başına çuval geçirilmiş, çıplak<br />
halde sandalyeye bağlanmıştı. Kendinde değil gibi duruyordu.<br />
Yakub sakin adımlarla ilerleyip çuvalı başından çıkardı. Oğuz<br />
irkilerek uyandı. Korku dolu gözleri odadakileri taradı.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yalvarırım bırakın<br />
gideyim&#8230; ah siz.. sizzz&#8230; İlker Bey. İlker Bey, efendim&#8230; siz.<br />
İstemedim, öyle olsun istemedim. Yalvarırım&#8230; ben, ben&#8230; tamam<br />
ne deseniz haklısınız ama efendim ben&#8230;”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub sakin bir edayla ceketini<br />
çıkarıp gömleğinin kollarını katlarken, “Her zaman çok<br />
konuşurlar. Ama her zaman. O yüzden genelde işimi kısa tutmayı<br />
severim”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Neyi efendim&#8230; İlker Bey&#8230;<br />
efendim&#8230; bu kim. Yalvarırım&#8230; ne işi? Sen de kimsin? İlker Bey<br />
kızınızla olanlar&#8230; su var mı? Birazcık su içsem.<br />
Konuşamıyorum&#8230; İlker Bey o gün olanlar&#8230;”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Bir şey söylemeliydi. Bir şey<br />
söylemesi gerekiyordu. Aşağılık orospu çocuğu kızıma tecavüz<br />
ederken düşünecektin bunları demesi gerekiyordu. Adam acınacak<br />
haldeydi. Korkuyordu. Yakub’a baktı. Bu adam gerçekten birini<br />
öldürecek miydi? Gerçekten birini öldürecekler miydi? Oğuz<br />
gerçekten&#8230; öfkesine ulaşmaya çalıştı. Mahkemede gördüğü<br />
yüzü. Bu adam o adam değildi. Yanlışlıkla başka birini<br />
bağlamış olmalıydılar.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Şşşşş&#8230;” dedi Yakub<br />
Oğuz’un kafasını tutarken. “Sakin ol biraz. Bu ne acele yahu.<br />
Daha buradayız, rahat rahat anlatacaksın her istediğini. Daha<br />
işimiz uzun”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Efendim ben bir hayvanlık<br />
yaptım. Söyledim İlker Beye&#8230; o zaman da söyledim. Biraz su<br />
verseniz. Boğazım&#8230; konuşamıyorum”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Aslında düşündüm” dedi<br />
Yakub İlker’e dönüp. “Ne yapabilirim acaba diye. Bir çok<br />
fikir geldi aklıma. Neticede insan işini iyi yapmalı”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Ne zırvalıyor bu adam”<br />
diye geçirdi içinden. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub ağır adımlarla köşede<br />
duran yığına doğru ilerledi. Yığının üstünü örten eski<br />
örtüyü hızla çekip yere attı. O da neydi? Oksijen&#8230; kaynak<br />
tüpü. Kaynak tüpü mü?!</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Ve sonunda karar verdim”<br />
dedi Yakub. Yüzünde yine o tuhaf ifade vardı. “Kaynak tüpü ile<br />
sizin istediğiniz gibi bir netice alabiliriz”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Efendim&#8230; yalvarırım&#8230;<br />
İlker Bey&#8230; efendim ben ne isterseniz. Kaynak tüpü mü?<br />
Yapmayın&#8230; ben bir hayvanlık yaptım&#8230; aşağılık bir orospu<br />
çocuğuyum biliyorum&#8230; İlker Bey efendim&#8230; yapmayın&#8230; söyleyin<br />
yapmasın”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Gözlerinin karardığını<br />
hissetti. Yaşadığı şey gerçek olamazdı. Bunu istememişti. Bu<br />
kadarını istememişti. Bu&#8230; bu manyaklıktı. Bir insanı kaynak<br />
tüpü ile acı çektirerek öldürmek de neyin nesiydi. Öfkesi&#8230;<br />
Oğuz’un yalvarma sesi&#8230; hiç böyle bir ses duymamıştı. Hiç<br />
böyle korkuyla bakan birini görmemişti. Yakub pürmüzü ateşledi.<br />
Mavi alev o bilindik tuhaf sesi çıkararak parıldadı. Odanın<br />
içindeki toz zerreleri alevden kaçtı. Dışarıda kuşlar<br />
ötüyordu. Etraf çiçeklerle doluydu. Yakub ıslık çalıyordu.<br />
Yaşadığı şey gerçek olamazdı.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">İmdattt&#8230;” diye bağırmaya<br />
çalıştı Oğuz. Boğazı öylesine kuruydu ki doğru düzgün sesi<br />
çıkmadı.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Dur! Dur yeter&#8230; onu<br />
öldürmeni istemiyorum. Yeterince ders aldı”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Aldım&#8230; yemin ederim aldım<br />
efendim&#8230; İlker Bey&#8230; aldım&#8230;. bakın aldığımı söylüyor&#8230;<br />
aldım gerçekten aldım&#8230;”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Serbest bırakalım?” diye<br />
sordu Yakub.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evet&#8230; öldürmeni<br />
istemiyorum artık”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Bunu elma alma falan mı<br />
sanıyorsunuz? Bu elmayı alacaktım ama vazgeçtim”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">İlker sakin bir ses tonuyla, “Ne<br />
dediğinizi&#8230;” diye cümleye başladı ama Yakub sözünü kesti.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Kes! Sana sordum. O gece sana<br />
emin misin diye sordum. Sormadım mı?”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evet sordunuz ama&#8230;”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub o gece yaptığı gibi<br />
dudaklarını büzüp tavana bakmaya başladı. Oğuz bağırıp<br />
çağırıp yalvarıyor, hemen yanında Yakub tavana bakıyor ve<br />
odayı dolduran tozlar sızan ışıklar altında dans ediyordu.<br />
Gerçek olamayacak kadar tuhaf bir görüntüydü. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Âlâ&#8230; O halde söylenmesi<br />
gereken her şeyi söylemişiz”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub silahı nasıl bu kadar<br />
hızlı çekmişti bilmiyordu ama namlu şu an ona bakıyordu.<br />
Yakub’un gözlerinde ölüm vardı. Evet, gerçekten ölüm vardı.<br />
Bir insanın böyle bakabileceğini tahmin bile edemezdi. Bu adam<br />
herkesi ve her şeyi öldürebilirdi. Oğuz çığlık çığlığa<br />
bağırıyor, bağlarından kurtulmaya çalışıyordu. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Şimdi dikkatle bu pisliğe<br />
bakacaksın. Tek bir saniye bile gözlerini ayırırsan önce seni,<br />
sonra kızını, ardından soy adını taşıyan herkesi öldürürüm.<br />
Anladın mı!”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evet&#8230; anladım. Ama bakın<br />
bu bir iş değil mi? Bir iş. Size ödeyeceğimin iki katını<br />
verebilirim. Bırakın gitsin. Bitirelim bu işi”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Evet&#8230; efendim bakın bırakın<br />
diyor. Demiyor mu? İki katını öderim diyor&#8230; yalvarırım. Ölmek<br />
istemiyorum&#8230; İlker efendim&#8230; beyim&#8230; söyleyin bıraksın”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Sizin probleminiz bu işte”<br />
dedi Yakub sakin bir ses tonuyla. “Sürekli konuşuyor ve<br />
birilerini ezmekten, yok etmekten bahsediyorsunuz. Tek yapabildiğiniz<br />
konuşmak. Ve pis işlerinizi yapacak birilerini bulmak. Beni<br />
dikkatle dinle İlker Bey. Önce bu piçi öldüreceğiz sonra gidip<br />
güzel bir yemek yiyeceğiz ve ardından benim paramı ödeyeceksin”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yakub Bey bakın&#8230;” diye<br />
söze girecekti. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Bir şeyler söyleyip ikna<br />
edecekti. Tek isteği buradan gitmekti. Yakub pürmüzü Oğuz’un<br />
kafasının tam üstüne tuttu. Tuhaf bir ses ve ardından<br />
inanılmayacak kadar acı bir çığlık. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Buraya bak&#8230; buraya bak<br />
aşağılık herif. Paranın karşılığını al” diye bağırdı<br />
Yakub. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Farklı bir adamdı. Az önce<br />
arabada beraber geldiği adam bu olamazdı. Midesi bulanıyordu. Oğuz<br />
çığlık atıyordu. Bir şeyler söylemeye çalışıyordu. Neden<br />
ölmüyordu. Aşağılık herif neden ölmüyordu. Kendini bırakıp<br />
acısına son vermeliydi. Sallanıyordu. Silahın namlusu ona<br />
bakıyordu. Yakub pürmüzü Oğuz’un suratına çevirdi. Et<br />
kokuyordu. İğrenç bir et kokusu yayılıyordu.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Sakın! Sakın bu herif<br />
geberene kadar bayılayım deme!” diye bağırdı Yakub.</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Öfke&#8230; midesi bulanıyordu.<br />
Kimse böyle ölmeyi hak etmiyordu. Neden hala ölmüyordu. Artık<br />
hiçbir şey görmüyordu. Tek yapabildiği yere düşmemekti. Yere<br />
düşemezdi. Ölmek, ölmek bir şey değildi ama kızı için ayakta<br />
kalmalıydı. Sonunda Oğuz kendini bıraktı. Yüzünün olduğu<br />
yerde yanmış, koca bir et parçası vardı artık. </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
“<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">İşte bu kadar. Tebrik<br />
ediyorum” dedi Yakub gülümseyerek. “İstediğinizi satın<br />
aldınız”</span></div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Et kokuyordu. Yanmış et<br />
kokuyordu. Odanın içinde tozlar uçuşuyordu. Yer ayağının<br />
altından çekildi. Artık bayılmamak için çabalamasına gerek<br />
kalmamıştı. İstediğini almıştı&#8230; </span>
</div>
<div align="justify" style="font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-decoration: none;">
</div>
<p><b></b><i></i><u></u><sub></sub><sup></sup><strike></strike></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/siyahbeyaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susuzluk</title>
		<link>https://cemkartal.com/susuzluk/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/susuzluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2017 21:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://cemkartal.com/susuzluk/</guid>

					<description><![CDATA[Elimden gelen her şeyi yaptım, inanın yaptım. Yıllar önce buraya taşındım. Aylar boyu kimseyi görmediğim bu yere. Bitmeyen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Elimden<br />
gelen her şeyi yaptım, inanın yaptım. Yıllar önce buraya<br />
taşındım. Aylar boyu kimseyi görmediğim bu yere. Bitmeyen kış<br />
gecelerinde aşağıda kayalıklara vuran dalgaların sesleri vardı<br />
sadece. Karanlık bulutların getirdiği bitmeyen yağmurlar. Belli<br />
belirsiz geçen yaz mevsimleri. Kimse yaşamak istemez burada. Evimi<br />
kendi ellerimle yaptım. Yazacaklarım bir itiraf ya da günah<br />
çıkarma değil. Sadece ne ise o&#8230; Neysem oyum. Kendinizle<br />
savaşmaya başladığınızda tek bir kaybeden vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;">
</div>
<div style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Günlerdir<br />
dinmemişti fırtına. Kayalıklarda patlayan dalgaların sesleri<br />
bile belli belirsiz. Bitmeyen bir ıslık pencerelerin boşluklarından<br />
geçen. Alışıktım böyle olmasına. Yıllardır alıştım. Evin<br />
ardı geniş bir düzlük. Soğuktan ve nemden rengi kaçmış yeşil<br />
otlar. Yazları kısa bir süre çiçekler açar. Bir, bilemedin iki<br />
hafta. Tek bir toprak yol. Kışları; donmadığı zamanlarda üstü,<br />
her zaman çamurdur. Ayaklarınız çamura saplanır. Sıkı<br />
bağlamadıysanız eğer ayağınızdan çıkıverir botlar. En yakın<br />
yerleşim yürüyüş mesafesi iki saat. Küçük bir köy yerleşim<br />
dediğim de. Balıkçılıkla geçinirler. Burada tarım yapılmaz.<br />
Burada hiçbir şey yapılmaz. Ölülerin topraklarıdır burası.<br />
Yaşayan ölülerin&#8230;</span></div>
<div style="text-align: justify;">
</div>
<div style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><br /></span><br />
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Gaz<br />
lambasının zar zor aydınlattığı salonumda fırtınanın sesini<br />
dinliyordum o gece. Zihnimde geçmiş zamanların hayaletleri. Kaç<br />
aydır insan görmemiştim emin değilim. Tek bildiğim kış daha<br />
gelmemişti. Kapı çaldı rüzgarın uğultuları arasında. Kimse<br />
kapımı çalmaz. O geceye kadar kimse kapımı çalmadı. İki<br />
kişiydiler. Sırt çantaları, başlarında bereler. Yeni yerler<br />
görmeye meraklı tipler. Gökyüzünde çakan şimşekler aydınlattı<br />
yüzlerini. Yağmur sicim gibi. Bunu ben istemedim, onlar kendileri<br />
geldiler. Fotoğraf çekeceklermiş. Para verecekler. Parayı ne<br />
yapmamı bekliyorlardı emin değilim. Buraya geldiğimden beri<br />
kullanmadım. İçeri girdiler. İçeri davet ettim mi onları,<br />
inanın hatırlamıyorum. Sıcakkanlı olduklarını düşünüyorlardı.<br />
Sizin onları hemen sevdiğinizi&#8230; Ne çabuk kendi fikirlerine<br />
inanıyorlar. </span>
</div>
<div style="text-align: justify;">
</div>
<div style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><br /></span><br />
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Konuşmayı<br />
sevmem. Benimle konuşmaya çalıştılar. Susuzluğumla mücadele<br />
ettim. Yıllardır ediyorum. İnanın bana, buraya o yüzden geldim.<br />
Kimse benim kadar susuz kalmamıştır. Elimden geleni yaptım.<br />
Konuştular&#8230; susmadan konuştular. Rüzgar uğuldadı, konuştular.<br />
Dalgalar karanlıkları taşıdı sırtlarında gelip kayalıklara<br />
patlarken, onlar konuştular. Elimden geldiği kadar dinledim.<br />
Anlamsız kelimeleri, olmayacak beklentileri. Burada kiminle<br />
oturduklarından habersiz. Bir an gitmelerini söylemeyi düşündüm.<br />
Yıllardır kimseyle konuşmadım. Sadece birkaç kelime.<br />
Susuzluğumla yaşadım. Hepsini kendimden uzak tuttum. Kendileri<br />
geldiler. Kendi ayaklarıyla evime geldiler. İlkini şömineyi<br />
karıştırdığım demirle öldürdüm. Öyle istemsizdi ki kendim<br />
bile şaşırdım. Kelimeler yerini çığlıklara bıraktı ilk<br />
darbede. Susuzluğun dinme hissi. İkincisi kapıyı açıp kaçmaya<br />
çalıştı. Dışarıda çamurların arasında doğrulmaya<br />
çalışırken yakaladım. Boğarken bir şeyler söylemeye<br />
çalışıyordu hala. Ne kadar özlemişim. Bunu anlamanızı<br />
beklemiyorum. Anlamanız için de yazmıyorum zaten. Söyledim<br />
size&#8230; ne ise o sadece bu yazı. </span>
</div>
<div style="text-align: justify;">
</div>
<div style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;"><br /></span><br />
<span style="font-family: &quot;times new roman&quot; , serif;">Yağmur<br />
yüzüme vururken ayaklarım altındaki cesedin üstünde doğrulup<br />
gökyüzüne baktım. Karanlık selamladı beni. Dalga seslerinin<br />
şiddeti azaldı. Rüzgar dinmeye başladı. Bitiyordu fırtına.<br />
Susuzluğumla beraber o da bitiyordu. Elimden geleni yaptım. İnanın<br />
yaptım. Kendileri geldiler. İşaretleri görmeniz lazım. Hem de<br />
buraya kadar geldiler. Susuzluğum daha da büyük artık. Kanın<br />
tadını almanın ne demek olduğunu bilemezsiniz. Şimdi gitmem<br />
lazım. Şehre dönüyorum. Kendimle olan savaşı kaybettim&#8230;.<br />
Hoşça kalın. </span>
</div>
<p><b></b><i></i><u></u><sub></sub><sup></sup><strike></strike></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/susuzluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
