<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cemKartalPanel &#8211; Cem Kartal</title>
	<atom:link href="https://cemkartal.com/author/cemkartalpanel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cemkartal.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Oct 2026 18:47:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://cemkartal.com/wp-content/uploads/2023/05/cropped-Black-and-White-Minimal-Monogram-Typography-Personal-Logo-1-150x150.png</url>
	<title>cemKartalPanel &#8211; Cem Kartal</title>
	<link>https://cemkartal.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title></title>
		<link>https://cemkartal.com/1947-2/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/1947-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2026 18:47:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1947</guid>

					<description><![CDATA[Uzun zamandır sana söylemem gereken şeyler vardı Ne kadar olduğunu sorma, bilmiyorum Zaten söyleyeceklerimi de unuttum Hiçbir zaman&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Uzun zamandır sana söylemem gereken şeyler vardı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne kadar olduğunu sorma, bilmiyorum</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten söyleyeceklerimi de unuttum</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir zaman iyi bir hafızam olmadı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Seni ve söylemem gereken bir şeyler olduğunu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatırlıyorum&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer olur da bunları okursan</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dinlemiş gibi yap</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sen unutmazsın</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/1947-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aristo ve Kaybolan Düzen</title>
		<link>https://cemkartal.com/aristo-ve-kaybolan-duzen/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/aristo-ve-kaybolan-duzen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 19:04:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1943</guid>

					<description><![CDATA[İkiye ayrılmış bir evren düşünün. Siz her şeyin merkezinde olan sabit bir kürenin üzerindesiniz. Gördüğünüz her şey dört&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İkiye ayrılmış bir evren düşünün. Siz her şeyin merkezinde olan sabit bir kürenin üzerindesiniz. Gördüğünüz her şey dört elementten meydana geliyor. Toprak, su, hava ve ateş. Bu dört elementin amacı oluşturdukları maddelerden ayrılarak asli yerlerine dönebilmek. Yani toprak aşağı, hava yukarı doğru hareket etmek istiyor. Verdikleri uğraş etrafınızda dönen değişimi ortaya çıkarıyor. Sürekli bir doğum ve ölüm hâli. Peki neden dünya her şeyin merkezinde çünkü topraktan oluşuyor. Ve toprak havanın aksine aşağı doğru hareket etme eğiliminde. Ay üstü evren ise sabit ve değişmez küreler şeklinde üstünüzde dönmekte. Orada, burada olan karmaşa yok çünkü esir denilen sabit element var. Yıldızlar küresi ile bildiğimiz evren sonlanıyor. Oradan sonra Tanrısal alem var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu evren algısı size sabiteler ve değişmezler sunar. Ay altı evrende gördüğünüz değişim, doğum ve ölüm akışı bile düzenini tesis etmeye yöneliktir. Her şeyin merkezinde; topraktan oluşan dünya, doğal olarak merkezdedir. Neredeyse ikiye ayrılmış evrende insan Ay altı dünyanın sahibidir. Dört ana elementin yapmaya çalıştığı gibi asli yerinde dönmek için mücadele etmelidir. Fazlası ile özet olacak biçimi ile formların gerçek bilgisine, yani zihinsel düzene ulaşmak için uğraşır. Dikkat ederseniz birey vurgusu düşük bir evren algısı vardır. Bu noktada evrende oluşmuş düzen toplumda tezahür eder demek çok da ileri gitmek olmaz. Belki “beklenir” demek daha doğru olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu evren yapısı farklı biçimlerde de olsa popülerliğini 16.yy’a kadar korudu. Farklı evren tasavvurları elbette ki vardı ama hiçbiri Aristo’nun evren kurgusu kadar popüler olmadı. İslam öncesi ve sonrası bugün bildiğimiz evrene yakın yapıları öne sürenler oldu. Fakat Aristo evreni hem anlaşılması kolaydı hem de görünen evreni çözümlemesi; gezegen hareketlerinin tasarlanan evrene uymaması istisna olmak üzere, işlevsel olarak işe yarıyordu. Örneğin bir denizci iseniz pekala Aristo evreni üzerinden ortaya çıkan Batlamyus hesaplamaları ile yolunuzu bulabiliyordunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kopernik’in evren kurgusu ise bambaşka şeylerle ortaya çıktı. İlerleyen yıllarda tamamen bildiğimiz evren şeklini ortaya çıkaran temel teori haline dönüştü. Peşinden gelen Kepler ve Nivton ile eksiklikleri tamamlandı. Artık devasa boşlukta, koca bir kayanın üstünde dönüp duran bir yerdeydik. Yeni Platonculuk’un getirdiği güneş merkezli mistik Tanrı anlayışları Rönesans dönemi etkisini hissettirse de sonunda popülerliğini yitirdi. Bu dönem ertesinde ilerleyen fizik çalışmaları Aristo&#8217;dan başlayıp yüzyıllar boyunca süren ve peşinden gelen Nivton&#8217;un mekanik yasalarıyla en katı formuna ulaşan düzenli evren algısını yıktı. En küçük düzeyde; atomlardan oluşan ve Kuantum’un çıkışına kadar, gezegenlerle aynı şekilde hareket eden evren düzen ve sabitlerden yoksundu. Evrendeki güçler belirsiz ve insan aklının almayacağı derecede karışık şekilde birbirini etkilemekteydi. Düzen darmadağın olmuştu. Peşinden gelen düşünce akımları da farklı olmadı. Birey; bir manada toplumu oluşturan atom, önemli hale gelmeye başladı. Artık daha zor sorulara yanıtlar bulmak zorundaydık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/aristo-ve-kaybolan-duzen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fahrettin Râzi ve Kant Üzerinden Akıl</title>
		<link>https://cemkartal.com/fahrettin-razi-ve-kant-uzerinden-akil/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/fahrettin-razi-ve-kant-uzerinden-akil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 18:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1937</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazının amacı, mutlak benzerlikler üzerinden kavramların nasıl örtüştüğünü anlatmak değil; gidilen yolda varılan sonucun, belirli bir aşamadan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bu yazının amacı, mutlak benzerlikler üzerinden kavramların nasıl örtüştüğünü anlatmak değil; gidilen yolda varılan sonucun, belirli bir aşamadan sonra nasıl paralellik gösterdiğini anlamaya çalışmaktır. &#8220;Akıl&#8221; kavramı kullanılırken her iki düşünürün yüklediği anlam farklılıkları göz önünde bulundurulmalıdır. Mutlak bir benzerlik söz konusu olmadığı için, onları aynı tasavvur etmek yanılmaya yol açabilir. Yazı ile ilgili birkaç hususu daha belirtmek gerekir ki bence en önemlileri bunlardır: Doğu-Batı düşünce karşılaştırması, birinin diğerine nazaran iz düşümü veya üstünlüğü gibi bir amacı katiyen yoktur. Bunu, temel olarak fikri bir spekülasyon olarak tanımlamak mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklın sınırı nedir? Böyle bakınca bir hayli basit duruyor. Konuyu daha geriden alıp, asli meseleden çok da uzaklaşmadan; aklın/zihnin <em>a priori</em> bilgi ile gelip gelmediği sorusu ikincil olarak düşünülebilir. Nihayetinde aklın iki sınırı olduğunu düşünmemiz tuhaf olmayacaktır. Velakin bidayete dair bir tartışma konunun uzaması anlamına geldiği için bir kabulle yola çıkacağım: <em>A priori</em> bilgi vardır. Realizmi; en azından bu noktada, daha makul bulduğumu söylemeliyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelelim asli konuya. Aklın fiziki dünya ötesine ulaşması, burayı tanımlaması, ispat etmesi ve/veya açıklaması felsefenin temel alanlarından birini oluşturur. Metafizik, hemen her düşünsel ekolün şu veya bu şekilde dahil olduğu bir alandır. Yeter koşul, gerek şart veya diğer mantıksal çıkarımlarla bilinen evrenin sınırları ötesindeki evrene dair açıklama yapma, varlığını ispat etme veya reddetme çabası gösterilmiştir. Birçok düşünürün adını sıralayıp farklı metafizik teorileri listelemek mümkün; ancak modern düşünce tarihi, Kant’ın aklın sınırları üzerine çalışmasıyla bir kırılma yaşadı: Fenomen ve numen ayrımı. Teorik aklın ötesinde yer alan &#8220;numen&#8221; alanı, pratik aklın ulaşabileceği sahaydı. Nesneleri zaman ve mekândan bağımsız olarak düşünemeyeceğimiz bu alanda, &#8220;Ne yapabilirim?&#8221; sorusunun yanıtı ahlak ile belirebilirdi. Mantıksal gidişi özetlersek; ahlak da bizi Tanrı’ya götürüyordu. Çünkü &#8220;olması gereken&#8221; (ahlaki mükemmellik ve adalet), fenomenler dünyasında tam olarak gerçekleşemezdi; bu yüzden olması gerekenin bir teminatı olarak Tanrı, pratik aklın kaçınılmaz bir postulatı (zorunlu varsayımı) haline geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fahreddin Râzi’nin yaklaşımını özetleyerek sonuca doğru gideceğim. Râzi’deki gayb kavramı, klasik birçok İslam düşünüründe olduğu gibi iki ana başlıkta tanımlanır: Mutlak ve izâfi gayb. Bu ayrımın Râzi’ye münhasır olmadığını belirtmek gerekir. Aslında izâfi olarak tanımlanan bilinmezlik, Kant’ın teorik aklının sahasına giren alanı temsil eder. Gaybiliği mutlak değildir; fenomen dünyasına ait olmakla birlikte henüz bilinmezdir. Bilimsel ilerleme, başka bir topluma ait bilgi veya gözlem yöntemlerinin değişmesi gibi birçok değişken, bu sınıf gaybı bilinir kılar. Mutlak gayb ise metafizik sahanın gerçek alanıdır. Râzi, bir kelamcı olarak zât-sıfat ilişkisi, Tanrı’nın birliği ve benzeri konularda bu sahada kalem oynatmıştır. Ancak şunu öngörür: Akıl, bu sahada belirli bir yere kadar ulaşabilir; tek başına akıl bir noktadan sonra şaşırır ve yolunu kaybeder. Fakat püf noktayı gözden kaçırmamak gerekir: Râzi, aklın metafizik âlemi tamamen açıklayamayacağını savunmaz; aksine aklın tek başına mutlak gayb karşısında yetersiz kalıp şaşıracağını ifade eder. Başka türlü ifade etmek gerekirse; insan aklı yapısal olarak o âlemi tam olarak kavrayamaz; ancak &#8220;kavramak&#8221; ile &#8220;açıklamak&#8221; arasındaki fark mühimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklın sınırına doğru giden iki farklı düşüncenin kırılma noktalarını izaha ihtiyaç var. Tanrı kavramı üzerine; Kant’ın “olması gerekir” yaklaşımı ile Râzi’nin “vardır” (varlığı zorunludur) yaklaşımı muhakkak ki derin bir yarıktır. İkinci kırılma, Kant’ın insandan—burada ahlak demek doğru olabilir—çıkıp Tanrı’nın varlığına gitmesidir. Râzi içinse Tanrı kavramı <em>Vâcibü’l-Vücûd</em>’dur, yani zatı gereği zorunludur; ondan gelerek insan izah edilir. Ayrışmanın sayılarını artırmak mümkün; ancak bahsimiz dışı oldukları için girmeyeceğim. İki temel kırılma noktasından bahsetmemin nedeni, akılda tutulmaları gerekliliğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kant, aklın sınırlarını belirlemeye çalışırken öncüllerinin metafizik konusundaki çalışmalarına vakıftı. Hatta Leibniz’in kurduğu metafizik evreni savunduğunu biliyoruz. Ancak bir noktadan sonra, tam metafizik sahanın kapısında durup ötesi için aklın yetersiz kalacağını fark etti. Pratik akıl ve ahlak üzerinden o saha ile ilgili postulatlar ortaya koydu. Zira akıl, zaman ve mekân ilişkisiyle olan bağını koparamadığından, metafiziğin tam olarak anlaşılması olası değildi. Râzi ise tam tersine, gerçekçi (realist) bir tavırla metafizik sahaya dair birçok açıklama ve tez ortaya koydu. Ancak sonunda o da aklın yapısal eksikliğini belirtmeden geçemedi; nihayetinde açıklamaya çalışılan alan, bildiklerimizin ötesinde kalıyordu. İşte bu iki düşünür arasındaki ortaklığı, biraz da cesur bir yorumla tam bu noktada görüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan sonrası için meseleyi daha derine götürmeyeceğim. Belki de aradığımız yanıt beynimizin içinde bir yerlerde değildir. Özetle:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlim ilim bilmektir,<br>İlim kendin bilmektir<br>Sen kendin bilmezsen,<br>Ya nice okumaktır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Okumaktan ma&#8217;ni ne,<br>Kişi Hak&#8217;kı bilmektir<br>Çün okudun bilmedin,<br>Ha bir kuru ekmektir&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunus Emre</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/fahrettin-razi-ve-kant-uzerinden-akil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizler (17.Bölüm &#8211; Bitiş)</title>
		<link>https://cemkartal.com/sessizler-17-bolum-bitis/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/sessizler-17-bolum-bitis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 18:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1923</guid>

					<description><![CDATA[Kurtarabildikleri kadar insanla yer altında yaşamaya çalışan Sessizler’le karşılaşması böyle oldu. Yaşlı adam onlarla beraber hareket eden medyumlardan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kurtarabildikleri kadar insanla yer altında yaşamaya çalışan Sessizler’le karşılaşması böyle oldu. Yaşlı adam onlarla beraber hareket eden medyumlardan biriydi. Süper güçleri olan insanların aksine medyumlar her istedikleri anda güçlerini kullanamıyor veya her zaman doğru bilgiyi veremiyordu. Fakat yaşlı adam ilk tahmininde Feyza’yı bulmuştu. Son birkaç asırdır yer altına çekilen örgüt bir zamanlar adaletin sağlanması için mücadele etmişti. Eski güzel günlerin hikayelerinden birkaçını dinledi Feyza. Asallar hep vardı ve her zaman düşmanları olmuştu. Fakat hiçbir zaman Sessizler’i yenebilecek gücü elde etmeyi başaramamışlardı ta ki süper güçleri insanların bedenlerinden çıkaracak büyüleri geliştirene dek. Bunu kimden ve nasıl öğrenmişlerdi tam olarak bilen yoktu. Anlatılan birkaç rivayeti aktardı yaşlı adam. En azından içlerinden biri doğruydu. Elbette birden bire kaybetmemişlerdi savaşı. Belli kurallara ve ahlaka bağlı kalmaya çalışırken, karşı tarafın bunların hiçbirine aldırmadan hareket etmesi savaşı kaybetmenize yol açabiliyordu. Elden geldiğince mücadeleye devam ediyorlardı ama zafer ufukta görünmüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Feyza bugüne kadar yapılmamış olanı yaptığında Sessizler için umut doğmuştu. Efsanelerde adı geçen büyücülere benzer biri; bu kez onlara karşı değil, Asallar’a karşı savaş açmıştı. Ona ulaşıp yanlarında savaşmaya ikna etmeyi başarırlarsa rüzgar yeniden onların tarafına doğru esebilirdi. Ona sunabilecekleri büyük paraları ya da makamları yoktu. Ancak başaramadıkları takdirde daha kötü durumda olmayacaklardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı adam şöyle demişti, “Neyin ya da kimin intikamını almak için bunu yaptığını bilmiyoruz. Fakat intikam duygusu haricinde hiçbir şey seni bu yola çıkarmazdı. Hele de karşına aldığın insanların gücünü bildiğin halde. Sana alabileceğimiz ortak bir intikamdan başka sunabileceğimiz hiçbir şey yok”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sessizler’in kaç kişi kaldığını sorma gereği duymadı Feyza. Tek başına devam edeceği intihar görevi yerine, yanında onunla birlikte savaşacak insanlarla daha büyük zararlar verebilir, hatta Asallar’ın kökünü kazıyabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı adama şöyle dedi, “Öncelikle onlardan nasıl saklanmanız gerektiğini öğreteceğim. Sonra ne yapacağımıza bakacağız”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hikaye sadece gerçekleri bilen birkaç kişinin anlattığı gibi yazıldı. O gün asırlardır süren talihsiz gidişin döndüğü noktaydı. İlk saldırı olduğunda üstünden o kadar zaman geçmişti ki Asallar Feyza’nın ortadan kaybolduğunu ya da başına bir şey geldiğini düşünmeye başlamıştı. Hiç beklemedikleri anda ve zamanda gerçekleşti. Kaybettikleri insanlar kilit noktadaki isimlerdi. Birkaçı Feyza’nın güçlerine yeni güçler eklemek için kullanıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün savaş hala devam etmekte. Asallar eskisi kadar olmasa da güçlerini koruyor. Ancak pervasız değiller artık. Her seferinde eksiliyor ama karşıya doğru düzgün zarar veremiyorlar. Feyza ise onlarca güce sahip. Yeryüzünde gelmiş geçmiş en güçlü insan olarak aramızda yaşıyor. Neredeyse Asallar’la tek başına mücadele edebilecek seviyeye geldi. Ancak bu başka bir hikayenin konusu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir gün bir yerde onunla karşılaşmanız mümkün&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/sessizler-17-bolum-bitis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23.28&#8217;de Yazdığım Duygusal Şiir</title>
		<link>https://cemkartal.com/23-28de-yazdigim-duygusal-siir/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/23-28de-yazdigim-duygusal-siir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:43:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cemkartal.com/?p=1921</guid>

					<description><![CDATA[Yazdığım şiirlere hahaha diye gülmen gerekmezdi Oysa umarsız kelimelerin çığlığıydı hepsi Çocuksu öykünmelerin haykırışıydı Krizantem çiçeğim Ama Şunu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yazdığım şiirlere hahaha diye gülmen gerekmezdi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa umarsız kelimelerin çığlığıydı hepsi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuksu öykünmelerin haykırışıydı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Krizantem çiçeğim </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sakın </p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutma</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gülünenler gülenlere asla gülmezler</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saat 23.43 oldu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Umarım mutlusundur </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağlıyorum şu an</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/23-28de-yazdigim-duygusal-siir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizler (16.Bölüm)</title>
		<link>https://cemkartal.com/sessizler-16-bolum/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/sessizler-16-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1919</guid>

					<description><![CDATA[Güç insanları çevresine toplar. Buna itiraz edip öyle olmadığını söyleyebilirler ama gerçek asla değişmez. Sadece herkes kendine göre&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Güç insanları çevresine toplar. Buna itiraz edip öyle olmadığını söyleyebilirler ama gerçek asla değişmez. Sadece herkes kendine göre bir güç odağı seçer. Feyza’nın hadisesi patladığında da farklı bir şey olmadı. Onun karşısında durduğu şey devasaydı ve Feyza’dan kat be kat güçlüydü. Ancak o da artık öyleydi. İsimleri efsanelerde geçen büyücülerden biri insanlar arasında dolaşıyordu. Dört farklı yeteneği tek bedende taşıyordu. Asallar hem yaptıkları hem de gücü karşısında şaşkına dönmüştü. Fakat Feyza’nın beklediği şeylerden biri olmamıştı. Ne bir yerde cinayetlerden bahsedilmiş ne de biri çıkıp şikayetçi olmuştu. Muhtemelen onu kendilerinden başka kimsenin ele geçirmesini istemiyorlardı. Savaş yeraltında devam edecek gibi gözüküyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşin özeti Asallar intikam almak için dünya üzerindeki tüm üyeleri ile Feyza’nın peşine düşmüştü. Tarihleri boyunca yürüttükleri en büyük sürek avını başlatmışlardı. Kahinler onun yerini bulmak için uğraşıyordu uğraşmasına ama Feyza seviyesinde bir büyücü için onlardan saklanmak kolaydı. Her şeyden uzakta sakin bir kasabada vaktini geçiriyor, bu aşamadan sonra nereyi hedef alması gerektiği konusunda düşünüyordu. O habersiz olsa da ismi kulaktan kulağa yayılıyordu. Bugüne kadar saklanmayı başarmış, hayatlarını o sayede koruyabilmiş birkaç kişi de Feyza’ya ulaşabilme umudu ile onu arıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hava güzel olduğundan kasabanın dışındaki nehir kenarında oturmaya karar vermişti. Buraya geldiğinin birinci haftasında keşfettiği eşsiz yer tuhaf şekilde ona huzur veriyordu. Yağlı boya tablodan çıkmış kadar güzel manzaralara şahit oluyordu her seferinde. Yaptığı kısa yürüyüşün ardından, devasa gövdesini saran koca dallarını dört bir yana uzatmış ıhlamur ağaçlarından birinin altına oturdu. Karşısında uzanan dağların tepelerinde hala kar vardı. Esen rüzgar etrafı saran ağaçların arasında ötüşen kuşların seslerine eşlik diyordu. Gözlerini kapatıp huzurun sesini dinledi. Keşke sonsuza kadar burada kalabilseydi. O sırada arkasında birinin varlığını hissetti. Oradan geçip giden herhangi biri olabilirdi veya işin kötüsü olmayabilirdi. Sakince gözlerini aralayıp kendini hazırladı ve ağacın gövdesinin kenarından arkaya doğru baktı. Uzun saçlı ve sakallı yaşlı bir adam öylece durmuş onun bulunduğu tarafa bakıyordu. Normal bir zaman olsa önemsemeyebilirdi ama şu an öyle bir dönemin içinde değildi. Etrafta başkalarının olabileceğini düşünüp göz gezdirdi. Kimse yok gibi görünüyordu. Adamın ne istediğine dair en küçük fikri yoktu ama böyle bir anda sessizce karşısına çıkması tesadüf olamazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ağır yerinden kalkıp sert bir ses tonuyla, “Ne istiyorsun?” diye bağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adam onu hiç duymamış gibi öylece duruyordu. Feyza saldırıp saldırmaması konusunda karar vermeye çalışırken başka birilerinin olması ihtimaline karşı hala tetikteydi. Fakat hiçbir şey olmuyordu. Ne adam olduğu yerde durmaktan başka bir şey yapıyor ne de birileri ortaya çıkıyordu. Telepati gücünü kullanarak aynı cümleyi adamın zihninde tekrarladı. Normal biri olsa şaşırması gerekirdi. Adamsa tepkisiz bir yüz ifadesi ile ona bakmaya devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“O sensin” dedi sonunda yaşlı adam, “Seni bulmak için geldim”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/sessizler-16-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizler (15.Bölüm)</title>
		<link>https://cemkartal.com/sessizler-15-bolum/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/sessizler-15-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1916</guid>

					<description><![CDATA[Geri dönülemez noktaya ulaştığınızı anladığınızda ya pişmanlık duyarsınız ya da rahatlama hissedersiniz. Dönüşün olmadığı yer, geçmişe takılmakla geleceğe&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Geri dönülemez noktaya ulaştığınızı anladığınızda ya pişmanlık duyarsınız ya da rahatlama hissedersiniz. Dönüşün olmadığı yer, geçmişe takılmakla geleceğe bakma arasında karar vermeniz noktadır. Feyza geleceğe bakıyordu. Çünkü geçmişi düzeltebileceği tek şey bulunduğu yerin ötesinde duruyordu. O yüzden Aylin’i evinden çıkarıp nereye götürebileceğinin planını yapmadı. Sadece uygun zamanın gelmesi için bekledi ve Aylin’le olan samimiyetini ilerletti. Artık sadece evine girip çıkmakla kalmıyor arada bir gecelerini orada geçiriyordu. Vaktin geldiğine karar verdiği gün evde dört kişiydiler. İki hizmetçi, Aylin ve o.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hizmetçileri saf dışı bırakması çok da zor olmadı. Yiyeceklerine kattığı ilaçlarla kısa sürede kendilerinden geçtiler. Aylin’in odasına girip işini bitirmesi ise iki saat kadar sürdü. Evden çıkmadan önce duş alıp kıyafetlerini değiştirdi. Üstü başı kan içindeyken dışarıda dolaşamazdı. Gerçi ister öyle ister böyle; sadece Asallar değil, şehrin tüm polisleri peşine düşecekti. Dışarı çıktığında derin bir nefes alıp gökyüzüne baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sanırım uçmalıyım” deyip gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şehrin diğer yakasında oturan Arif’in gücü buydu. Bildiği kadarıyla on beş yaşındaki bir kızdan elde edilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Neden olmasın ki?” diye mırıldandı ve arabasına bindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arif’in evi büyükçe bir bahçe içindeydi. Aylin’in yönettiği holdinge bağlı şirketlerden birinin başındaydı. Şimdiye kadar bir kez ama uzaktan görmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aracıyla bahçe kapısındaki kulübede bekleyen korumaların önüne gelip, “Arif Bey evde mi acaba?” diye sordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet cevabını aldığında aracın motorunu kapattı. Sakince arabadan inip adamların ikisini de duvara fırlattı. Adamlar bayıldıktan sonra kapıyı açtı ve eve doğru sürdü. Arif evinde küçük bir parti veriyordu. İçeridekilerin kim olduğunu önemsemedi Feyza. Epeyce bir bağırış çağırış oldu. Arif’i alıp çıktığında ardında büyük bir dağınıklık bırakmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arka koltukta elleri ayakları bağlı vaziyette yatan Arif kendine geldiğinde, “Kısa bir işimiz var, endişelenme” deyip omuz ucundan ona tebessüm etti. “Az sonra bütünüyle özgür olacaksın, söz”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şehirden epeyce uzaklaşıp kırsala çıktı. Buralara daha önce gelmemişti ama dağlık arazide saklanacak bir yerler bulmanın çok da zor olacağını düşünmüyordu. Ana yoldan ayrılıp toprak yollara girdi. Sonunda yıkıp dökük bir barakaya ulaştı. Tavanı çökmek üzereydi ama iş görürdü. Önce Arif’in gücünü söküp cesedini kulübenin ötesindeki dere yatağına attı. Fazlası ile yorulmuştu. Beklediğinden daha yoğun bir gece olmuştu. Uykuya direnmedi. Yarısı fareler tarafından yenmiş yatağa uzanıp deliksiz bir uykuya daldı. Rüyasında Alper’i gördü. Beraber bir yerlere seyahat ediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uyandığında aklındaki tek şey onu çok özlediğiydi&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/sessizler-15-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizler (14.Bölüm)</title>
		<link>https://cemkartal.com/sessizler-14-bolum/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/sessizler-14-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 17:57:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1913</guid>

					<description><![CDATA[Artık mesele ayini yapıp yapmayacağı değil, nasıl yapacağıydı. Aylin’i bulunduğu yerden çıkarmak veya ona ulaşmak meseleydi. Asallar’ın en&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Artık mesele ayini yapıp yapmayacağı değil, nasıl yapacağıydı. Aylin’i bulunduğu yerden çıkarmak veya ona ulaşmak meseleydi. Asallar’ın en üst kademesindeki birkaç kişiden birini öyle kolayca ele geçiremezdiniz. Plan yapmadan önce tüm varlığını satmaya karar verdi. Her halükarda geri dönüşü olmayan bir yola girecekti. Aylin’in telekinezi gücü eşsizdi. Sahip olduğu güçlerle onu birleştirdiğinde neredeyse yenilmez olacaktı. Burada durmaya niyeti yoktu. Sağ kalmayı başarırsa tabi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzunca bir süre Aylin’in güvenini nasıl kazanacağını düşünüp durdu. Çünkü kapıyı açacak kelime buydu, güven. Aklına gelen tek şey onun koleksiyon hastalığı oldu. Bunu daha önce birilerinden duymuştu. Uzun yıllardır Osmanlı dönemi hat eserleri biriktiriyordu Aylin. Elindeki koleksiyon dünya çapında isme ve öneme sahipti. Eğer yeterince değerli bir eseri ona sunabilirse gerisini getirebileceğini düşünüyordu. Yolu bulunca oturup çalışmaya başladı. Yeteri kadar bilgiye ulaşıp istediği evsafta bir eseri bulması aylar sürdü. Önce sahibi ile iletişim kurup eseri almak istediğini söyledi ama nafile. Böyle bir şeyin ihtimali bile yoktu. Israr ya da fiyatı yükseltmek hiçbir işe yaramadı. Ancak bu basit ayrıntı Feyza’yı durdurmayacaktı. Eren’in yanına gitti ve bir anlaşma yapmak istediğini söyledi. Eren’in ise tek merak ettiği şey Alper oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Feyza ağlamamak için yutkunarak, “Onu öldürdüler” dedi, “Sana her şeyi anlatamam ama istediğim şey onun intikamına giden yolun kapasını açacak”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir an gerçeğin tamamını söylemek istedi ama o zaman işler sarpa sarabilirdi. Eren parmaklarını oturduğu masaya vururken pencereden dışarı bakıp bir süre düşündü. Hiçbir şey demeden bakışlarını Feyza’ya çevirdi ve sonunda ayağa kalkıp, “Pekala, bunu yapacağım” dedi. “Senden para istemiyorum ama intikamını alacağına dair söz ver. Pek belli etmesem de o çocuğu severdim”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Söz” dedi Feyza göz yaşları yanağından kayarken. “Sadece bunun için yaşıyorum”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eren iki gün içinde istediği hattı ona ulaştırdı. Artık gerisi Feyza’ya kalmıştı. Aylin’den randevu isteyip beklemeye başladı. Bir aylık beklemenin ardından Aylin randevuyu onayladı. Feyza belirtilen gün ve saatte randevuya gitti. Görünürde bir holdingin yöneticisi olan Aylin iş yerinde randevu vermişti. Donuk, ifadesiz yüzü ve sizi delip geçen bakışları ile ürkütücü bir kadındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Feyza odasına girer girmez, “Efendim size maruzatımı belirtmeden önce bir hediye takdim etmek istiyorum” diyerek yanında getirdiği hattı Aylin’in masasının üstüne koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aylin özenle hazırlanan paketi açınca donuk yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu ve “Buna nasıl ulaştınız?” diye sordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Feyza, “Efendim müsaade ederseniz orası bende kalsın. Fakat umuma teşhir etmemenizde fayda var takdir edersiniz ki” dedi ve tebessüm etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aylin aynı şekilde karşılık vererek, “Bunu tahmin etmek çok da zor değil. Yıllardır peşinde olduğum bir parçaydı” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O andan sonra güvenini kazandığını biliyordu. Aylin artık avucundaydı. Hediyeye o kadar memnun olmuştu ki bu kadarını beklemiyordu. Feyza’ya oraya neden geldiğini dahi sormadı. Gerçi Feyza yaptığı araştırmalar için desteğini istemek üzere geldiğine dair bir şeyler uydurmuştu ama hiçbirine gerek kalmadı. Aylin ısrarla onu yemek için evine davet etti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/sessizler-14-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizler (13.Bölüm)</title>
		<link>https://cemkartal.com/sessizler-13-bolum/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/sessizler-13-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 18:53:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1911</guid>

					<description><![CDATA[Duşun giderinde kaybolan kanlara gözü takıldı. Saatler süren ayinin her aşamasında giderek artan şiddeti uygulamak zor olmuştu ama&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Duşun giderinde kaybolan kanlara gözü takıldı. Saatler süren ayinin her aşamasında giderek artan şiddeti uygulamak zor olmuştu ama başarmıştı. Asım’ın çığlıkları hala kulaklarındaydı. Her yer ve her şey kan olmuştu. Büyüyü icra ettiği odanın her tarafını naylonla kaplamıştı fakat bir şekilde kan aralarından geçmeyi başarmıştı. Bir insandan o kadar çok kan akacağını tahmin etmek zordu doğrusu. Ancak sonunda temizliği bitirmeyi başarmıştı. Geriye Asım’ın cesedinden kurtulmak kalmıştı. Gözüne kaçan sabun kendine gelmesini sağladı. Gidere kan gitmiyordu artık. Suyu kapatıp havluya uzandı. O kadar yorulmuştu ki adım atmakta zorlanıyordu. Saçlarını kurulamadan yatak odasına geçip kendini yatağa attı. Aslında biraz uzanıp dinlenmeyi düşünüyordu ama kısa sürede derin bir uykuya daldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerini açtığında sabah olmuştu. Yatağa uzanırken aklını kurcalayan soruların hiçbiri yoktu artık. Bunun nasıl olduğunu ara ara kendine sorduğu oldu ilerleyen zamanlarda ama cevabını bulamadı. Yaptığı şeye dair ne bir pişmanlığı ne de tereddütü vardı. Önce güzel bir kahvaltı yaptı ve ardından Asım’ın cesedinden kurtuldu. Yeni gücü ve her geçen gün giderek berraklaşan hedefi için yapması gereken bir sürü iş vardı. Takip eden günler Asallar’la beraber Asım için endişelendi ve onu bulabilmek için yapılan çalışmalara destek verdi. Sadece teknik aramalar değil, büyücüler de katıldı aramalara ama Feyza seviyesinde bir usta için onların Asım’ın cesedine ulaşmasını engellemek oldukça kolaydı. Çabalar giderek azaldı ve sonunda bitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Feyza sadece yeni kurbanını aramakla kalmıyor bir çok gücü kendisinde toplayabilmek için gerekli koşulları da öğrenmeye çalışıyordu. Amacı hiç kimsenin ulaşmadığı güce erişmekti. Asallar’ın efsaneleri Antik Mısır ve Osmanlı döneminde iki üstattan bahsediyordu. Fakat onların nasıl olup da bir çok gücü bedenlerine aktardıklarına dair hiçbir bilgi yoktu. İkinci güç zaten tehlikeliydi ama üçüncü ya ölüm ya da başarı idi. Alternatif bir yol gözükmüyordu. Ve anladığı kadarıyla deneyip görmekten başka bir yol yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci kurbanını bulmakta çok zorlanmadı. Ebru olabilecek en ideal adaydı. Alper’le ilişkili kim varsa Asım’la aynı akıbeti paylaşacaktı. Yine acele etmeden planını yaptı ve Ebru’yu ilk ayini yaptığı eve götürdü. İnsan tuhaf bir varlık doğrusu. Asım üzerinde büyüyü icra etmeye başladığında zorlanmıştı. Fakat Ebru üzerinde işleme başladığında aynı şeyleri yaşamak bir tarafa neredeyse zevk aldığını fark etti. O aşamada hedefine odaklanmaya çalıştı. Bunu insanları öldürmek için değil intikam almak için yapıyordu. Gücü Ebru’nun bedeninden çıkardığında hayatına son verdi. Ebru ölmek üzereyken bir şeyler mırıldanmaya çalıştı ama aldırmadı. Saçma sapan şeyleri dinleyecek vakti yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu aşamadan sonra üçüncü kurbanını aramaya başladı. Önce Alper’in öldürüldüğü ayine katılanlardan birini seçmeyi düşündü ama onların sahip olduğu güçler işine yarayan şeyler değildi. Liderlerden birini seçmeye karar verdi, Aylin’i. Başarılı olup olmayacağını bilmediği çıkarma ayini sonunda; en azından kendisi ile beraber, Asallar’ın yöneticilerinden birinden kurtulacaktı. Öyle ya da böyle çıktığı yolun sonunda başına gelecek şey belliydi zaten. İlerlediği her basamakta onlara en büyük zararı verecekti. Eğer bu ayini başarırsa her şeyin başlayacağı noktaya varacaktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/sessizler-13-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizler (12.Bölüm)</title>
		<link>https://cemkartal.com/sessizler-12-bolum/</link>
					<comments>https://cemkartal.com/sessizler-12-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cemKartalPanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 18:03:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cemkartal.com/?p=1908</guid>

					<description><![CDATA[Olağanüstü yetenekleri bedenlerden çıkarırken uygulanan büyülere başlandığında kurbanın huzurlu olması şarttı. Aksi halde güç bedenden ayrılırken bozulmalar meydana&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Olağanüstü yetenekleri bedenlerden çıkarırken uygulanan büyülere başlandığında kurbanın huzurlu olması şarttı. Aksi halde güç bedenden ayrılırken bozulmalar meydana geliyordu. Gücü büyü ile bedenine geçirmiş birinden çıkarırken ise tam tersi uygulanmak zorundaydı. Hayvan derisine yazılmış, büyünün nasıl icra edileceğini gösteren el yazması muhtemelen beş yüz yıllıktı. Diğer kitapların satır aralarında geçen bilgilerin aksine başlı başına bu konuda yazılmış bir eserdi. Resimleri incelerken bile içi ürperdi. Böyle bir büyüyü yapacak kadar gözü dönmüş müydü emin değildi. Alper’in öldürülmesi sırasında orada bulunmuştu ama biri size söylemediği takdirde sonucun ölüm olacağını tahmin etmeniz mümkün değildi. Doğrudan olmasa bile cinayetin ortağı olmuştu, bu asla silemeyeceği gerçekti. Fakat bu ayin baştan sona vahşetti. Alacağı intikam ve vicdanının arasında kalmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitaptan çektiği resimleri incelediği bir gece Asım aradı. Yemeğe davet ediyordu. Kim bilir kaçıncı kez. Onu reddetmekten bıkmıştı ama Asım ısrar etmekten bıkmamıştı. Her seferinde başka bir mazeret bulup aramayı başarıyordu. Ebru ile beraber Alper’le ilk buluşmaya giden kişi olduğunu biliyordu. Hikayeyi Alper’den dinlemişti. Telefonu kapattığında ayini kimin üzerinde icra edeceğini bulmuştu. Halletmesi gereken iki mesele vardı; Asım’ı öldürdükten sonra kimse peşine düşmemeliydi ve ayini icra edeceği yeri düzenlemeliydi. Eğer asırlardır devam eden gizli bir örgütün üyesiyseniz ve orada yeterince yükseldiyseniz kesinlikle sıkıntı duymayacağınız tek şey vardır, para.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce ayini yapacağı uygun yeri aramaya koyuldu. Gözlerden uzak, güzel bir bağ evi buldu. Orayı satın alıp içini gereken şekilde düzenledi. Artık tek yapması gereken Asım’ı oraya getirmekti. Muhtemelen en zorlanmayacağı şey bu olacaktı ama kimse görmeden bunu yapması gerekiyordu. Sadece polis değil, Asallar da yetkin üyelerinden biri ortadan kaybolunca işin peşine düşecekti. Oturup en ince ayrıntısına kadar plan yaptı. Hiçbir şeyi atlamaması gerekiyordu. Günlerce kafa patlattıktan sonra planını yaptı ve hazırlıkları tamamlamaya girişti. Asım’a kütüphanesinde bulunan bir eser için gelmek istediğini söyledi. Daha önce de iki kez gitmişti ama bunu isteyerek yapmamıştı. Doğal olarak hemen kabul edildi ve ertesi gün Asım’ın evine gitti. İstediği eseri incelerken Asım’a yeni aldığı evden bahsetti. Sonra laf arasında onu davet etti. Asım şaşkındı. Böyle bir şeyi hayal etmediği belliydi. Kimseye söylememesi konusunda söz vermesini istedi. Asım düşünmeden istediği sözü verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“O halde” dedi Feyza gülümseyerek, “Yarın akşam şuradaki benzinlikte park ettiğim aracı bul. İçinde seni bana getirecek haritayı bulacaksın” dedi ve telefonunda açtığı haritada benzinliğin yerini gösterdi. “Unutma kimseye söylemek yok”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu anı yıllardır bekliyorum. Bırak söylemeyi istersen düşünmem bile o ana kadar” diyen Asım gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aldığı eski aracı dikkatle seçtiği ara yollardan köhne benzinliğin bahçesine bırakmıştı. Aracın plakasını değiştirmiş, torpidosuna buluşma noktasını gösteren haritayı koymuştu. Söylediği gün ve saatte Asım aracın olduğu yere geldi. Kısa süre araç içinde bekledikten sonra haritada gösterilen noktaya doğru ilerledi. Asfalt yol bir süre sonra toprak yola döndü. Feyza’nın böyle bir yerde neden buluşmak istediğini anlayamıyordu ama bunun üzerinde düşünecek durumda değildi. Heyecanına yenik düşmüş durumdaydı. İşaretli noktaya geldiğinde arabayı yolun kenarına çekti. Zifiri karanlık gecede, eski arabanın soluk farlarının aydınlattığı yer dışında hiçbir şey görünmüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Çok saçma” diye mırıldandı, “Burada olması gerekiyordu”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğru yere gelip gelmediğini anlamak için tekrar haritaya baktı. Evet, doğru yerdeydi. Fakat bırakın burada biri ile buluşmayı, geçip gitmek için bile tercih etmezdiniz. O an durum tuhaf gelmeye başladı ama yirmi metre kadar ileride, ağaçların arasında bir arabanın farları açıldı. Gece aydınlanmıştı. Feyza buradaydı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cemkartal.com/sessizler-12-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
